Tarihten “Küresel Soğumaya” ve “küresel ısınmaya” Örnekler

Posted on 08 June 2008

1- Tarihten “Küresel Soğumaya” Örnekler

Tarihte, büyük savaşlar hep kuzeyden güneye olur ve hep kuzeyliler kazanır. Tarihte hiçbir dönemde güneydeki ülkelerin insanlarını Moskova’da, Londra’da ya da Hamburg’da savaşırken göremeyiz ama Moskova’lıları, Londralıları ya da Hamburgluları hep Ortadoğu’da ve Anadolu’da savaşırken görürüz. İşte bunun gerçek nedeni, kurak dönemlerde kuzey bölgelerinin buz altında kalması ve tarım alanlarının devre dışı kamasıdır. Ve kuzeyli aç insan hep kazanmıştır, çünkü kaybedecek bir şeyleri yoktur. Buna örnek olarak, son 2 000 yılda oluşan kurak dönemlerin en sertlerinden olan 1100-1250’li yıllardaki kuraklık dönemindeki olaylara bakalım;

“Bundan sonra Nehirlerde Yıkanmak, Çamaşır Yıkamak ve Kirletmek Yasaktır”
Cengiz Han, 1206

Timuçin Han, Cengiz Han ünvanını alarak Moğol İmparatorluğu’nu kurduğu anda ilk verdiği emirlerden birisi buydu. O dönemler dünya nüfusu 200-250 milyon civarında olması rağmen neden sular yetmiyordu? Bunun nedeni bu dönemde oluşan ve şu an yaşadığımız dönemin tam tersi olan ve bilimsel literatürde “Mini Soğuma Dönemi” dediğimiz bir dönemdir. “Soğuma” dönemlerinde kuzeydeki buzulların büyüyerek güneye doğru iner ve akarsuların debileri düşer, denizel ve tarımsal verimlilik azalır.

Dünyada iklimler, sürekli olarak ya “ısınma”, ya da “soğuma” trendi içindedirler. Yani hiçbir zaman sabit olmazlar. Halen ısınma dönemi içindeyiz. İşte bu dönemde, yani 1100 yıl önce başlayan “mini soğuma dönemi” (Ficarolo dönemi), Avrupa’nın kuzey taraflarının buz tutmasına neden olmuş, bunun sonucu nehirlerin debileri düşmüş ve doğal olarak tarımsal üretim verimliliği de düşmüştür. Bu nedenle aç kalan ve en kuzeyde yaşayan Viking’ler İngiltere’ye saldırmış ve bunu takip eden yıllarda da diğer kuzey Avrupa halkları birbiriyle çatışmalara başlamışlardır. Ancak, devam eden soğuma, buzulların güneye doğru büyümesine neden olmuş ve aç kalan Avrupa’lıları iyice güneye sıkıştırmıştır. Ancak yine de karınlarını doyuramayan Avrupa’lılar, biraraya gelerek Haçlı Ordusunu kurmuşlar ve verimli yerlere, Anadolu’ya, Nil Deltası’na ve Mezopotamya’ya saldırmışlardır. Zaten, her soğuma döneminde ilk saldırıya uğrayan Anadolu’da 40 000 antik kent olmasının nedeni de bu kurak dönemlerdir.

İşte aynı dönemlerde, yani 1100’lü yıllarda Kuzey Asya insanları da birbirleri ile çatışmaya başlamışlar ve bu çatışmaların sonucunda, 1206’da Moğol İmparatorluğu Bayrağı altında birleşerek önce Çin’e sonra da Batıya saldırmışlardır. Zaten biz Türk’ler de böyle bir soğuma dönemi sonucunda Orta Asya’dan Anadolu’ya geldik.

Yine yakın geçmişten bir örnek vermek gerekirse, ABD’de 1863’lerde Kuzey-Güney savaşlarının da nedeni, kuzeyin kuraklık nedeni ile tarımsal ürünlerin verimliklerin düşmesi sonucu Güneye pahalı mal satmak istemesi ve Güneyin de buradan yaptığı ithalatı keserek Avrupa’ya yönelmesidir. Sonuçta aç kalan Kuzeyliler Güneye saldırmıştır. Ve teknolojik gelişimlere de baktığımızda, kuzey ülkeleri hep önde olmuştur. Çünkü savaşları kazanabilmek için teknolojik olarak üstün olmak zorunda idiler ve öyle de olmuştur.

Ve bizim İzmir’in en büyük projesi olan ve 1870’li yıllarda yapılan İzmir - Aydın Demiryolu ile Kordonboyu ve 1890’lı yıllarda Gediz’in ağzının değiştirilmesinin nedeni de Kuzey-Güney savaşlarıdır. Bunun nedeni;
1850’li yıllardan sonra aşırı volkanizmalar nedeniyle soğuyan ortam sonucu Kuzey Amerika’da, özellikle pamuk başta olmak üzere diğer tarım ürünlerinde bir verim düşüklüğü yaşanmaya başlanmış ve bu nedenle ürünlerini Güney’e pahalı satmaya başlamıştır. Bu gelişme üzerine Güney de, Kuzey’den yaptığı ithalatı keserek tarım ürünlerini Avrupa’dan ithal etmeye başlamıştır. Ve tabi aç kalan Kuzey, zencilerin özgürlüğünü de bahane ederek Güney’e savaş açmıştır. Güney, tarım ürünlerini Avrupa’dan ithalata başlamıştır ama Avrupa’nın Güney’in talebini karşılayabilecek kadar tarım üretimi yoktur çünkü verim düşüklüğü Avrupa için de geçerlidir. Ve Avrupa’lılar , bu ürünleri sağlamak için, dünyanın en verimli tarım alanlarından biri olan Menderes ovalarına göz diker. Ancak, tarım ürünlerini hızlı bir şekilde İzmir’e getirecek ulaşım aracı yoktur. Bu nedenle hemen demiryolu yapımına başlanır. Demiryolu da yeterli değildir. Çünkü İzmir’e gelen yükün, küçük teknelerle alargada bekleyen gemilere taşınması çok uzun sürecektir. Ve büyük gemilerin yanaşabileceği Kordonboyu’nun inşaatında başlanır. Ve asıl önemli sorun ise Gediz’dir. Çünkü, 1836’da yapılan ve sonra devam eden batimetri çalışmalarında, Gediz Nehri’nin, her geçen yıl Yenikale geçitini sığlaştırdığı ve İç körfezin kapanacağını gören Avrupa’lılar, Osmanlı’ya bir mektup yazarak durumu bildirmişler ve Gediz’in ağzının değiştirilmesini istemişlerdir. Gediz’in ağzı da böylece, 1890’larda şimdiki yerine çevrilmiştir (Siepert, R., 1887. Globus Dergisi, s.150-151)

Coğrafya Öğretmeni Sayın Cevat Korkut’un, “İzmir Rıhtım İmtiyazı” kitabından;
1860: 59 milyon frank ithalat 46 milyon frank ihracat
1878: 103 milyon frank ithalat, 88 milyon frank ihracat

Ve İzmir’in ticaret hacmi bir anda 2 katına çıkmıştır.

2- Tarihten küresel ısınmaya bir Örnek:

Mitolojide Nuh Tufanı olarak belirtilen ve sel felaketi olarak bilinen olay, bugüne değin birçok araştırıcı tarafından gerek doğrudan ve gerekse dolaylı olarak çalışılmıştır. Konu ile ilgili ilk yazılı bilgiler günümüzden 4700 yıl kadar önce Gılgamış yazıtlarında yer almasına karşın, mitolojide söz konusu felaketin dünyanın değişik yer ve zamanlarında olduğu konusunda 600 civarında hikaye bulunmaktadır. Ancak, özellikle Nuh’un Gemisinin hep Karadeniz ve civarında aranmasının nedeni ise, bu dönemde dünyada ortalama yükselme hızı 2 cm civarında olan deniz seviyesinin, Karadeniz’de yılda 7 cm gibi bir hızla yükselmesidir. Zaten bunu Mayıs 2002’de, GSA Today’da yayınladık. (Amerika Jeoloji Kurumu Dergisi ve ayda 1 tane makale kabul eder)

Nuh Tufanı halen, majör olarak her iki dönemde de küresel ısınma döneminde olduğumuz için devam ediyor. Ancak şu anki denizlerin yükselme hızı 1.1 milimetre yani geçtiğimiz dönemlere göre çok çok yavaş.

Özetle, “ısınma dönemleri” dünyaya barış ve huzur getirirken, “soğuma” dönemleri savaşları ve katliamları getirmiştir.

Çünkü;
“Küresel ısınma” demek “küresel barış” demektir. “Küresel ısınma” demek “küresel yağışın artması” demektir. Bu “ısınma dönemi” içinde buzullar erir ve yağışlar kuzeye doğru kaymaya başlar. Ancak her 1 derece artışta yağmur da %2-3 civarında artar. Halen Türkiye’de de batıda yağışlarda az da olsa (son 50 yıllık ortalama) bir azalma söz konusu iken kuzeyde artış gözlenmektedir. Yani şu an normal bir küresel ısınma sırasında olması gerekenler dışında herhangi bir anormallik yok.

Orman alanlarımızın artması da bunun en güzel ispatıdır.

İklimlerde bir anormallik yok, her şey olması gerektiği gibi gidiyor, yaz sıcaklıkları ortalamalarında bir artış ve kış sıcaklık ortalamalarında da hafif bir düşüş. Yağışlar hafif kuzeye doğru artarak kayıyor. Bunlar tipik “küresel ısınma” özellikleridir. Küresel ortalama sıcaklıklardaki her 1 derecelik artış %2-3’ere varan, ancak kuzeye doğru artan bir yağış artışını getirir. “Küresel soğuma” ise bunun tam tersidir. Yaz sıcaklıkların düşmesi nedeni yağışlar ve nehir debileri düşer ve bu kez kuzeyden güneye doğru buzulların artması ile kuraklıklar başlar . Biz derslerimizde bunları anlatırız. Şu an olan her şey bu konudaki bilginin doğruluğunu kanıtlıyor zaten. Zaten bunların dışında olsa idi benim tahminlerim tutmazdı.

DoçDr.Doğan YAŞAR
Dokuz Eylül Üniversitesi
Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü

Popularity: 28%

This post was written by:

Küresel ısınma - who has written 221 posts on Küresel ısınma.


Contact the author

Leave a Reply

*
To prove you're a person (not a spam script), type the security word shown in the picture. Click on the picture to hear an audio file of the word.
Click to hear an audio file of the anti-spam word

Sponsor