Çernobil faciasının 20’inci yılında çevreci gruplar, Enerji Bakanı Hilmi Güler’e nükleer santral projesi yerine, rüzgar ve Güneş enerjilerini dikkate alması için çağrı yaptı.Çernobil’in 20’inci yıldönümünde, çevre bilinçlendirme oluşumu Küresel Eylem Grubu, Enerji Bakanı Hilmi Güler’i nükleer enerji planlarından vazgeçirmek amacıyla İstiklal Caddesi’nde bir protesto gösterisi gerçekleştirdi. Nükleer enerjinin risklerine dikkat çeken Küresel Eylem Grubu, Türkiye’nin yenilenebilir enerjilere yönelmesini savunuyor.Küresel Eylem Grubu üyeleri sabah saat 11.00’de, kafalarına radyasyon mağdurlarını andıran bir bant sarılı vaziyette, ellerinde ‘Nükleere Güvenmiştim’ yazılı pankartlarla İstiklal Caddesi’ne çıktılar.
Küresel Eylem Grubu’nun eylemine Greenpeace, nükleer santralin yapılacağı Sinop sakinlerinin kurduğu Sinop Bizim, Yeşiller ve Nükleer Karşıtı Platform başta olmak üzere çeşitli sivil toplum örgütleri katıldı.
SİNOP SANTRALİ, ENERJİ İHTİYACININ YÜZDE 5’İNE YETECEK
Küresel Eylem Grubu, hükümetin nükleer enerjinin olumsuz etkilerine karşın Sinop planında ısrar etmesini eleştiriyor. Araştırmalara göre, Sinop’ta planlanan nükleer santral, Türkiye’nin 2020’deki elektrik enerjisi ihtiyacının sadece yüzde 5’ini karşılamaya yetecek.
RİSKLERİ ALMAYA DEĞER Mİ?
Küresel Eylem Grubu adına söz alan Greenpeace Enerji Kampanyası Sorumlusu Hilal Atıcı “Bu oldukça düşük bir oran, halkımız Çernobil’in sonuçlarından nükleerin enerjinin riskleri hakkında bilgilendirilmeli. Hükümet bu riskleri üstlenebiliyor mu? Dünyadaki bütün nükleer santrallerde böyle kazalar meydana gelebilir. Sadece yüzde 5’lik bir enerji üretimi için, tüm bu riskleri almaya değer mi?” diye konuştu.
BİLİMSEL ALTERNATİFLER: RÜZGAR VE GÜNEŞ
Küresel Eylem Grubu, nükleer enerji yerine geçecek bilimsel alternatifler sunuyor. Sinop’un rüzgar enerjisi için uygun bir iklime sahip olduğunun altını çizen Atıcı, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Biz nükleer enerji tehlikesiyle yaşayan bir Sinop yerine, rüzgar türbinleriyle temiz enerji üreten bir Sinop istiyoruz. Mersin Akkuyu’nun da artık nükleerle değil, güneş enerjisiyle anılmasını istiyoruz.”
Sürdürülebilir olarak tabir edilen, daha çevreci ve zararsız üretim yöntemleri olan rüzgâr ve Güneş enerjilerinin nükleer enerjiden daha fazla istihdam yaratacağı ve daha düşük maliyetli olduğu belirtiliyor.
ÇERNOBİL DE ‘GÜVENLİYDİ’!
Çernobil nükleer santrali, bundan 20 yıl önce bir reaktöründe meydana gelen arıza sonucunda patlamış ve tarihe en büyük nükleer enerji kazası olarak geçmişti. Çernobil, o günlerde Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı gibi birçok uluslararası kuruluşlardan ‘Güvenlidir’ onayını almıştı. Ancak patlamadan sonra santral, Hiroşima’ya atılan bombanın 200 katı radyasyonu açığa çıkarmıştı.
KARADENİZ’DE KANSER VAKALARI ARTTI
Patlamadan sonra Karadeniz ve Doğu Avrupa’ya yayılan radyoaktif bulut, bu bölgelerde kanser başta olmak üzere çeşitli hastalıkların artmasına neden olmuştu. Özellikle Karadeniz ve Marmara kıyıları, geri dönüşsüz biçimde kirlenmiş ve Doğu Karadeniz’de kan, meme, yumurtalık, prostat ve rahim kanser vakalarında artış yaşanmıştı.
Kazanın ardından, Avrupa ülkelerinde bugün dahi geçerli olan birtakım düzenleme ve önlemler alınırken, Türkiye’de hiçbir önlem alınmadığı gibi, yurtdışına satılamayan ‘radyasyonlu çaylar’ halka satılmıştı.
NÜKLEERİN MALİYETİ ‘İNSAN’
Uzmanlar ve çevreciler Çernobil’in ölümcül sonuçlarının tüm boyutlarıyla ortaya çıkmasının yıllar süreceğini vurguluyor. Nükleer maddelerin etkileri sonraki kuşakları da içine alan, geniş bir zaman diliminde kendini gösteriyor. Çernobil’in kanser türlerinden genetik bozulmalara, toprak ve suyun kirlenmesinden canlı türlerinin zarar görmesine kadar birçok olumsuz etkisi oluyor.
Popularity: 5%
