İklim değişikliği ile ilgili tartışmaların taze ürün sektörüne yayılmaya başlaması 2007 yılı başından itibaren oldukça yoğunlaşmıştır. Bu süre içerisinde birçok yeni kavram ortaya atılmış ve yeni politikalar oluşturulma eğilimine gidilmiştir. Bu çalışmada konu ile ilgili kavramlar tanımlanmaya çalışılarak, sektördeki gelişmelere değinilmektedir.
Son zamanlarda denizaşırı üretilen gıdalar süregelen iklim değişikliği tartışmalarında en önemli hedef haline gelmiştir. Gıdanın diğer ürünlerden ayrı olarak ele alınmasının nedeni ise çabuk bozulmalarıdır ve çabuk bozulan ürünler, diğer tüm ürünlere göre daha sık taşınmaktadır. Bu durum dolayısıyla tüketiciler alım tercihlerinin olası etkileri konusunda daha bilinçli olmaya başlamışlardır.
Günümüzde meyve ve sebze tüketimi yaklaşık olarak sera gazı emisyonunun % 2,5 oranına karşılık gelmektedir ve çalışmalar nakliyenin sorunun sadece bir bölümü olduğunu göstermektedir.
Konu ile ilgili kavramlar
Daha önce de belirtildiği gibi iklim değişikliği ile ilgili tartışmalar birçok kavramın doğmasına yol açmıştır. Aşağıda bu kavramların taze ürün sektörü ile ilgili olanları açıklanmaya çalışılmıştır.
Food Miles: Basit olarak, bir ürünün çiftlikten tüketiciye ulaşana kadar tedarik zincirinin çeşitli aşamalarında kat ettiği mil miktarıdır. “Food miles” kavramı, enerji tüketimi, iklim değişikliğine yapılan katkı, fosil yakıtlarına bağımlı olma, trafik sıkışıklığı, kırsal topluluklar ve gelişmekte olan ülkeler üzerindeki sosyal ve ekonomik etkilerle ilgili çok geniş bir konu olan sürdürülebilirliğin bir bölümüdür. Söz konusu kavramın, kamuoyunun çevresel konular ile ilgili faaliyete geçmesi açısından yararlı bir araç olacağı düşünülmektedir.
Carbon Footprint: Bir ürün ya da hizmetin tüm yaşam döngüsü boyunca yaydığı toplam karbondioksit (CO2) ve diğer sera gazı miktarıdır. Değişik sera gazları değişik “küresel ısınma etkisine” sahiptir. Küresel ısınma etkileri, atmosferde ısıyı emme yetenekleri olarak ifade edilmektedir. Örneğin, metan gazı, atmosferde en çok bulunan gaz olan CO2’ye göre 21 kat daha güçlüdür ve küresel ısınma potansiyeli 21’dir. Bu nedenle, sera gazı emisyonları “CO2 muadilleri (CO2e)” olarak belirtilmektedir. Değişik sera gazlarının farklı küresel ısınma etkilerini ifade eden “carbon footprint” de genellikle “CO2 muadillerinin” gramı olarak ifade edilmektedir.
Life-Cycle Assesment (LCA) Yaşamsal Döngü Analizi: Bir ürün ya da hizmetin yaşam döngüsü boyunca çevreye olan etkisinin değerlendirilmesidir. LCA analizinin hedefi ürün ya da hizmetlerin çevresel performanslarını karşılaştırmak ve en az yük getireni seçebilmektir. Örneğin, Güney Yarımküre elma ithalatının etkilerinin Kuzey Yarımküre elmalarının soğuk depolamasının etkileri ile karşılaştırılmasına olanak sağlamaktadır. Yaşamsal döngü analizi prosedürleri ISO 14000 çevresel yönetim standartlarının parçasıdır. LCA çizelgesi 51’e kadar kriter içerebilmektedir. Bu kriterler ödünler de içermektedir ve bu nedenle karar vermeyi çok zorlaştırmaktadır. Bu analizi uygulayarak bir ürün ya da hizmetin çevresel etkisi öğrenilebilmektedir.
Local Food Yerel Gıda: İklim değişikliği tartışmalarında sıkça kullanılan bir kavramdır ancak birçok çıkar grubu tarafından farklı anlamlarda kullanılmaktadır (yerel olarak üretilmiş, adil olarak ticareti yapılan, organik, genetik olarak değiştirilmemiş, vb.). İngiliz bir Sivil Toplum Kuruluşu (STK) kavramı, ürünlerin üretildiği bölge ya da alanda fiziksel ve ekonomik faaliyetinin kontrol edildiği ve söz konusu bölgedeki insanlara sağlık ve ekonomik, çevresel ve sosyal yararlar getirdiği sürdürülebilir üretim sistemlerinden gelen gıdaların üretimi, işlemesi ve ticaret sistemleri olarak tanımlamaktadır.
Meyve ve sebze sera gazı emisyonu istatistikleri
Birleşik Krallık gıda zincirinde sera gazı emisyonunu azaltma yolunu bulma ve desteklemeyi amaçlayan bir girişim olan The Food Climate Research Network (FCRN), gıdanın iklim değişikliği üzerindeki etkisi ile ilgili kapsamlı bir araştırma gerçekleştirmiştir. Girişim tarafından yapılan ölçümlere göre Birleşik Krallık tüketimi sera gazı emisyonunun %20’sine gıda tüketimi neden olmaktadır. AB’de yapılan bir çalışma sonucuna göre ise küresel ısınma potansiyelinin %31’ine gıda tüketiminin neden olduğu ortaya çıkmıştır.
Hollanda’da yapılan ve hane halkı gıda tüketimi sera gazı emisyonunu hesaplayan bir çalışmaya göre ise, her hanenin yıllık gıda tüketimi emisyonu 2800 kg CO2e’dir. Yaş meyve ve sebze ise 266 kg CO2e ile hane halkı gıda bağlantılı emisyonlarının %10’undan azına karşılık gelmektedir.
Hane halkı CO2 Yıllık hane halkı emisyonu Toplam gıda emisyonu
emisyon kaynağı CO2e içinde payı (%)
Patates 49,24 1,8
Elma 25,19 0,9
Marul 22,04 0,8
Portakal 21,11 0,8
Domates 20,68 0,7
Toplam meyve-sebze 266 9,5
Toplam gıda emisyonu 2800 100
Yukarıdaki sonuçlar, meyve sebze tüketiminin Birleşik Krallık sera gazı emisyonunun % 2,5’una karşılık geldiğini belirten FCRN bulgularıyla örtüşmektedir. Taze ürün tedarik zinciri sera gazı emisyonu incelendiğinde, nakliye ve soğutma en çok sera gazı emisyonu olan aşamalar olarak ortaya çıkmıştır. Atık da oldukça önemlidir çünkü üretilip de tüketilmeyen gıda, üretim, işleme ve dağıtımında kullanılan enerjinin boşa harcanması anlamına gelmektedir. Atıklar genellikle evde oluşturulmaktadır ve yerel aşamada toplam tüketimin yaklaşık %10’u yenmemektedir.
En çok sera gazı emisyonu yapan ürünler ve emisyon açısından sorunlu olan aşamalar aşağıda sunulmaktadır:
- - Havayolu ile taşınan ürünler (çabuk bozulan meyveler, tutku meyvesi, incir) nakliye aşamasında,
- - Mevsimsiz Akdeniz tarzı ürünler (domates, yeşillik, vb.) üretim ve nakliye aşamasında,
- - Dondurulmuş sebzeler soğutma aşamasında,
- - Kullanıma hazır soğutulmuş meyve ve sebzeler soğutma aşamasında,
- - Çok çabuk bozulabilen gıdalar soğutma aşamasında ve atık olduğunda.
Muz ve portakal deniz yolu ile taşındığından ve orta sıcaklıkta depolanabildiğinden daha az yoğundur. Fakat eğilimler tüketicilerin sera gazı emisyonu yoğun olan meyve ve sebze talebinin arttığını göstermektedir.
Tüketici mi yoksa süpermarket zincirleri talebi mi?
Her ne kadar artan ithalatın nedenlerinden birinin tüketicilerin sezon dışı, yerli olmayan gıdalara olan talebi olduğu belirtilse de diğer şartlar eşit kabul edildiğinde, tüketiciler özellikle yerel üretilen ürünler yerine denizaşırı üretilen elma ve soğanı almayı tercih etmemektedirler. Bu durumda, önemli bir neden de süpermarket zincirlerinin yıl boyunca büyük miktarlarda tek tip kalitede mal sağlayabilen tedarikçilerle çalışmayı tercih etmeleridir. Genellikle söz konusu tedarikçiler daha iyi iklim koşullarına ve daha ucuz iş gücüne sahip olup, yıl boyunca daha düşük fiyatlarla üretim yapılabilen denizaşırı alanlarda bulunmaktadırlar.
Meyve ve sebze, çiçek ve balık hava taşımacılığı yapılan tek sektörlerdir. Miktar olarak ilk 20 havayolu ithalatçısı incelendiğinde ülkelerin çoğunluğunun Az Gelişmiş Ülkeler olduğu görülmektedir. 120.000 kişinin direk olarak bahçecilik sektöründe istihdam edildiği Sahra Altı Afrika’da, 1-1,5 milyon insanın bahçecilik ihracatına bağımlı olduğu hesaplanmaktadır. Gelişmekte olan ülkelerden yapılan ithalat gelişme ve çevresel kaygılar arasında tercih yapmakla sonuçlanmaktadır.
Havayolu ile taşınan ürünlerle ilgili tartışmalarda gelişmişlik konuları gündeme getirilmişken, sağlık konuları da ortaya çıkmaktadır. Şu anki hükümet politikaları sağlık nedenleri ile artan meyve ve sebze tüketimini desteklemektedir. Portakal, muz gibi yerli olmayan meyvelerin beslenme ve sağlığa büyük katkıları vardır. Bu durumda karbon emisyonu ve sağlıklı beslenme arasında bir tercih ortaya çıkmaktadır.
Ayrıca, iklim değişikliği konusuna tek taraflı bakmak diğer çevresel konularda (toprak kullanımı, zirai ilaç kullanımı, su kullanımı, paketleme,..) negatif etkiye neden olabilmektedir. 2008 yılında tamamlanması beklenen, Birleşik Krallık’ta yapılan bir araştırmanın sonuçları, var olan yeşillik alanların sebze yetiştirilecek alanlara dönüştürülmesinin sera gazı emisyonunda önemli ölçüde artışa neden olacağını göstermektedir. Bu emisyon, toprak kullanım kararları değiştirilmeden önce, ithal ürünlerin taşıma emisyonu ile dengelenmelidir. Ayrıca, çalışmanın sonuçları gıda ürünlerinde karbon etiketlemesinin işlevselliği ile ilgili şüpheleri ortaya çıkarmaktadır.
Paydaş Girişimlerinin Mevcut Durumu
Meyve sebze ithalatının sera gazı emisyonu etkileri ile ilgili tartışmalar sürerken bu konu ile ilgili taraflar çeşitli girişimlerde bulunmaya başlamışlardır.
Avrupa Birliği 2020 yılına kadar sera gazı emisyonunu 1990 yılı seviyeleri ile karşılaştırıldığında % 30 oranında azaltmayı hedeflediğini taahhüt etmektedir. Bu, dünyanın 2 0C’lik sıcaklık artışı ile sabit kaldığı garanti edildiğinde gereklidir. Bir uluslararası anlaşma imzalanana kadar ya da uluslararası müzakerelerdeki durumuna zarar vermeden, AB 2020 yılına kadar en azından %20 oranında azaltmayı başarabilmeyi taahhüt etmektedir. 2050 yılına kadar küresel emisyonun 1990 yılı ile karşılaştırıldığında %50’ye kadar azaltılmalıdır ve bu oran Avrupa’da % 80’ne kadar çıkmalıdır. Sera gazı emisyonunu azaltmanın temel aracı AB seviyesinde oluşturulmuş olan Avrupa Emisyon Ticaret Sistemi (ETS)’dir.
1- Perakendeci Girişimleri
İklim değişikliği ve sera gazı emisyonunun azaltılması, özellikle Birleşik Krallık’ta, perakendecilerin Kurumsal Toplumsal Sorumluluk (Corporate Social Responsibility) gündemlerinde üst sıraya yerleşmiştir. Perakendeciler, uygulamalarını yeşilleştirmek, enerji tasarrufu sağlayan uygulamalar kullanabilmek, karbon içeriği metodolojileri geliştirmek ve iklim değişikliği tartışmalarına yönelik olarak tüketici davranışlarını anlamak için araştırmaları finanse etmek gibi birçok girişimde bulunmaktadırlar.
Ulusal ve AB seviyelerindeki sera gazı emisyonu azaltma taahhütleri dikkate alındığında, perakendeciler bu sorumluluğu, strateji geliştirmeye hazır olan tedarikçilere yükleyebilirler. Aşağıdaki tablo taze ürün sektörünü etkileyebilecek bilinen girişimleri içermektedir:
Girişim Perakendeci Zamanlama
Havayolu taşımacılığı etiketlemesi ve havayolu taşımacılığının azaltılacağı taahhütleri Marks & Spencer (Birleşik Krallık)
Tesco (Birleşik Krallık)
Coop (İsviçre)
…
Uygulandı
Karbon etiketlemesi Tesco (Birleşik Krallık)
Metot: Halka Açık Şartnameler (PAS) 2050 (taslak) 30 ürünlü pilot proje.
Kesin zamanlama ve tam uygulama henüz bilinmemektedir.
Çevresel etiketleme Casino (Fransa)
Metot: nakliye (km), paketleme ve paketleme artıkları üzerine odaklanmış LCA 2008 yılından itibaren, 450 ürünle başlayacak ve aşamalı olarak 3000 ürünü kapsayacaktır. (sadece özel marka, henüz yaş meyve- sebze yok)
Metodoloji: Her ne kadar Sera Gazı Emisyonu Protokolü ve ISO 14064 kurumlar ve proje seviyesinde sera gazı emisyonu için bilinen 2 standart olsa da, ürün ve hizmetlerin karbon içeriğini ölçmek için kullanılan ortak bir metodoloji henüz bulunmamaktadır.
2- Ulusal Girişimler
“Carbon Trust”, BSI British Standards ve Birleşik Krallık Çevre, Gıda ve Köyişleri Bakanlığı tarafından geliştirilen Halka Açık Şartnameler (PAS) 2050, çok geniş sektör ve ürün kategorilerinde uygulanabilecek, ürün ve hizmetlerin yaşam döngüsü süresince gerçekleştirecekleri karbon emisyonunu ölçebilmek için tutarlı ve karşılaştırılabilen tek bir standartla sonuçlanmaktadır. Amaç uluslararası anlaşılmış bir standarda ulaşabilmektir.
Çeşitli şirketler PAS 2050’nin taslak versiyonunu kullanan ve değerlendiren bir pilot proje yapmak için anlaşmışlardır. Tesco, özel markalı ürünlerinden 30’unu içeren (domates, patates ve portakal suyu dahil) bir proje uygulamaya başlayacaktır.
“Carbon Trust”, bir ürünün yaşam döngüsü süresinceki karbon içeriğini ölçmek amacıyla karbon azaltıcı etiketleme geliştirmiştir. Daha da önemlisi etiket ürünlerin karbon emisyonunun kontrol edilmesi ve azaltılmasını taahhüt etmektedir.
24 Ekim 2007 tarihinde Birleşik Krallık temelli Toprak Birliği bazı değişiklikler uygulayacağını açıklamıştır. Buna göre, gelişmekte olan ülkelerden Britanya’ya gelen tüm havayolu ile taşınan gıdaların sadece adil ticaret ve çevresel şartlara uygun üretildiğini gösterebilenler organik etiketi taşıyabileceklerdir. Toprak Birliği’nin pazar gücü dikkate alındığında, bu kararın Birleşik Krallık, Avrupa ve özellikle denizaşırı ülkeler üzerinde önemli bir etkisi olacaktır.
Alman birliği Bundesverband Naturwaren (BNN) ve bir üniversite, ürünlerin emisyonsuz olduğunu sertifikasyon aracılığıyla garanti eden ‘İklim değişikliğini durdurun’ etiketi oluşturmuştur. Sera gazı emisyonu mümkün olabildiğince azaltılmalı, emisyonun kaçınılmaz olduğu durumlarda ise emisyon ticareti mekanizmasıyla, iklim dostu projelere yatırım yapılarak, telafi edilebilmektedir. Etiketin, tüketicilerin menşe ya da karbon içeriğini karşılaştırması gerekmeyeceği için başarılı olacağı düşünülmektedir.
2010 yılı sonuna kadar tüketici ürünlerinin zorunlu karbon ya da çevre etiketlemesi Fransız çevre politikası ile ilgili müzakere sürecinin sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Uygulama öncesinde, seçilen ürünlerle maliyet/yarar analizi yapılmalı ve etiketleme kriterleri analiz edilmelidir. AB çapında bir karbon vergisi uygulanması önerilmiştir fakat karar alınmadan önce daha fazla araştırma ve tartışma yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Diğer taraftan, Birleşik Krallık’taki daha az taşınan gıdaların tüketilmesi eğilimi kışın daha az ışık altında ve ek ısıtma gerekmeden yetişebilen bir marul geliştirilmesini sağlamıştır. Az ışık şartları altında yetişebilen ve hatta don olmayan ortamlarda yetişebilme özelliği sayesine ek ısıtma gerektirmeden seralarda yetiştirilebilen bir çeşit marul geliştirilmiştir. Bu sayede üreticiler için maliyet azalmaktadır. Yeni geliştirilen marul açık havada yetiştirilen geleneksel marulun özelliklerini taşımaktadır; kısa ve dolgun göbeği vardır. Ayrıca, ısıtılmamış, dondan korunan seralarda, ışığın az olduğu dönemlerde yetiştirilebilmektedir. Verimi iyidir ve istenen dayanıklılığa sahiptir. Ürünün avantajları arasında enerji tasarrufu sağlaması ve hava şartlarına bağlı olmaması nedeniyle arz garantisi olması vardır. Ayrıca, yerel olarak üretildiği için taze ve ekolojik olarak da uygundur çünkü kısa mesafe nakliye gerektirmektedir.
3- AB Girişimleri
“Carbon footprint” konusu ve olası karbon etiketlemesi Sürdürülebilir Tüketim ve Üretim Eylem Planı’na dahil edilmiştir. Avrupa Komisyonu, tutarlı bir çerçeve oluşturulabilmesini teminen bu girişimlerde alacağı rolü değerlendirmektedir.
Ayrıca, Avrupa Komisyonu ürün ve hizmetlerin karbon içeriğini gösteren ve gıda ürünlerini de kapsayacak şekilde genişletilecek olan Ecolabel projesinin olabilirliğini araştırmaktadır. Bu şekilde, tüketiciler, güvenilir üçüncü taraflarca doğrulanmış, iklim değişimine odaklanmanın diğer çevre konularını olumsuz etkilemeyeceğini garanti eden, karbon içeriği ile birlikte çevresel etkilerle ilgili bilgiye ulaşabileceklerdir. Diğer taraftan, Joint Research Centre (JRC)’ın Yaşamsal Döngü Analizi Platformu çerçevesinde yaşamsal döngü analizinin metodolojisinin geliştirilmesi çalışmaları devam etmektedir. Ayrıca, Eylem Planı tüketicilerin yanlış çevresel iddialara karşı daha fazla korunmasını sağlamaktadır.
Her ne kadar Eylem Planı prensipte uzun dönem bir bakış açısına sahip olsa da, Aralık 2007’de yapılacak gıda etiketleme tebliğ değişikliği bazı konuları hızlandırabilecektir. Avrupa Parlamentosu karbon etiketlemesi için AB çapında bir genel çerçeve oluşturma isteğindedir. Diğer taraftan, bazı büyük üye devletlerin menşe etiketlemesi kurallarının sıkılaştırılması konusunda baskı yapmakta oldukları bilinmektedir. Meyve ve sebze için AB ticari standartları zaten birçok taze ürün için zorunlu menşe etiketlemesi öngörmektedir.
Ayrıca, Avrupa Komisyonu’nun su kıtlığı ve kuraklıkla ilgili görüşleri, su içeriği etiketlemesi ile su dostu ürünlerin pazarlanmasının desteklenmesi ve kalite ve sertifikasyon sistemlerine su verimliliğinin dahil edilmesi yoluyla Avrupa’da su tasarrufu kültürünün ortaya çıkmasına yol açmaktadır.
4- STK (Sivil Toplum Kuruluşları) Girişimleri
Sürdürülebilir gelişme STK’ları ve tüketici örgütleri, diğer yerel gıda kavramları gibi, belirli gıda tercihlerinin çevresel etkileri üzerine odaklanan en aktif paydaşlardır. Her ne kadar çevresel STK’lar sera gazı azaltılması, enerji tercihleri ve ormanların tahrip edilmesi gibi konularda aktif rol oynasa da gıda tüketimi ve iklim değişikliği arasındaki ilişkilerle ilgili kampanyalara sıkça rastlanmamaktadır. Kamu ilgisi dikkate alındığında bu eğilim er ya da geç değişecektir. Greenpeace Almanya 2007 yılı sonunda büyük bir kampanyası olduğunu açıklamıştır. Üretici birlikleri geleneksel olarak, korumacı çıkarlardan dolayı, artan gıda ithalatını hedefleyen kampanyaları olumlu karşılamıştır. Tartışmaların hayvancılık ve seraların sera gazı emisyonunu da hedef alması durumunda oluşacak tepkileri henüz belirgin değildir. Veteriner grupları kampanyalarında hayvan ürünleri tüketiminin sera gazı emisyonu üzerine yoğunlaşmışlardır ve böylece artan meyve ve sebze tüketimini desteklemektedirler.
5- Sektör girişimleri
Kurumsal Toplumsal Sorumluluğu gündemine alan işletmeler, iklim değişimi ve sera gazı emisyonunun azaltılmasını öncelikleri olarak belirlemişlerdir. Birkaç öncü dışında bir çok firma, çoğunlukla ürün seviyesinde karbon emisyonunu ölçebilecek ortak bir metodoloji olmaması nedeniyle, ürünlerinin karbon içeriğini açıklamaya hazır değildir.
Yeni Zelanda environmental footprint geliştirmek için araştırmalar yapmaktadır. Sektör tarafından gerçekleştirilen diğer girişimler;
- Sera gazı emisyonunu azaltmak için taahhütler,
- Karbon mahsuplaşması (karbonsuz projeleri)’dır.
Ayrıca, piyasada ürünün daha az sera gazı emisyonu ile üretildiğini savunan etiketler taşıyan ürünler olduğu rapor edilmektedir.
Bu gelişmeler dikkate alındığında, yakın zaman içerisinde konu yaş meyve ve sebze sektörü için yeni bir tarife dışı engel halini alabilecek gibi görünmektedir.
Bilgileriniz rica olunur.
Saygılarımla,
Ergün GİLİK
Genel Sekreter Yrd.
Derleyen : Z. Pınar Gürsoy, Raportör Yrd.
KAYNAKLAR:
- Freshfel Europe Raporu
- Freshfel Europe
- Freshfel Newsletter 11
- Fruit & Veg Tech. 7.1 2007
- http://www.davidsuzuki.org/Climate_Change/What_You_Can_Do/co2_equivalents.asp
Popularity: 38%
