Küresel Çevre Sorunları

Posted on 17 June 2008

Çevre sorunlarının varlığı ve etkileri artık tüm dünya tarafından hissedilmektedir. Küreselleşme ve doğal prosesler neticesinde de çevre sorunları bölgesel problem olmaktan çıkıp uluslararası çapta ortak problemlere dönüşmüştür.

Her çevre sorununun bir nedeni, çeşitli etkileri ve önem derecesi olduğu gibi çözüm yolu da mevcuttur. Örneğin asit yağmurları en önemli çevre sorun-larından birisi olmakla birlikte çok fazla farkına varılmaz. Özellikle egzos emis-yonlarından ve endüstriyel tesislerden çıkan kirletici gazların neden olduğu bu tehlike hızlı bir şekilde ilerleyerek sadece bölgesel an-lamda değil ülkeler arasında da kendini gös-termektedir. Bu gizli teh-like, su kaynaklarının a-sitlik derecesini etkile-yerek bu ortamlarda ya-şayan bitki ve hayvan türlerini etkilemektedir. Hava kirliliğinin tehli-keleri de azımsanamaz. Her gün bir insanın ortalama 20,000 litre ha-va soluduğu düşü-nülecek olursa havanın yanı sıra soluduğumuz tehlikeli pek çok kimyasalın sağlığımıza etkileri konu-sunda da ciddi düşünmek gereklidir.

Küresel ısınma problemi ise, sera etkisi olarak da bilinir, tüm dünya tarafından hissedilir duruma gelmiştir. Bu sorunun pek çok nedeni vardır. Özellikle nüfus artışı nedeniyle enerji tüketiminin fazla-laşması beraberinde sera gazlarının da artışına neden olmuştur. Kirletici bu gazların artışı da bizi küresel ısınma problemi ile karşı karşıya getirmiştir.

Diğer önemli bir problem de tehlikeli atıkların miktarı ve çeşitliliğindeki artıştır. Dünya da halen 80,000 in üzerinde kimyasal madde kullanıldığı düşü-nülecek olursa bunların sonuç olarak tehlikeli atık olarak kontrolsüzce de-polanması neticesinde insan ve çevre sağlığı yönünden ne kadar risk oluştur-dukları ortadadır.

Ozon tabakasındaki delinme ise hemen hemen tüm dünya tarafından sıkça konuşulur olmuştur. 1980 li yıllarda fark edilen bu problemin ana kaynağı ise CFC gazlarıdır. Güneşin zararlı UV ışınlarından koruma görevi olan ozon tabakasındaki delinmedeki artış en çok Antartika da gözlenmiştir.

Ozon tabakasındaki deliğin her %1 lik büyümesi %2 daha fazla UV-B ışın-larının yeryüzüne ulaşması demektir. Bu da kanser oranındaki artışları bera-berinde getirir. Ozon tabakasının de-linmesi doğal dengenin de bozulmasına neden olur. Bitki ve hayvan türlerinde ciddi kayıplar söz konusudur.

Sonuç olarak; giderek artan çevre sorunları için çözüm bulunması ko-nusunda çalışmalar elbette sürmek-tedir. Önemli olan çevre kirliliği so-rununun bir ülkeye veya bölgeye ait ol-madığı küresel bazda doğal felaketler getirebileceği unutulmamalıdır.


 


İç Ortam Hava Kalitesini Etkileyen Zararlı Maddeler ve Çalışan Sağlığı Üzerine Etkileri

v İç hava kalitesinin insan performansı üzerine etkisi bilinen bir gerçektir. İç hava kalitesindeki iyileşme personel verimini önemli derecede artırmaktadır. 1980’li yıllarda meydana gelen enerji darboğazı, sızdırmaz bina yapımını gündeme getirmiştir fakat sızdırmazlık çalışma ortamındaki iç hava kalitesinde önemli sorunlara yol açmıştır. İç hava kalitesini bozan kirleticiler solunan havadaki CO2 oranı, koku, mikro organizmalar, nem, radon gazı, organik buhar, toz, alerji yaratan maddeler, sigara dumanı ve dahili kaynaklı biyolojik kirleticilerdir. Çalışma ortamındaki zararlı maddeler kavramı altına, bütün katı, sıvı ve havada bulunan zararlı maddeleri toplamak mümkündür. Zararlı maddeler, so-lunum, deri teması veya mide bağırsak kanalı yoluyla vücuda geçebilirler. Çalı-şan kişiyi doğrudan doğruya rahatsız etmelerinin yanı sıra zehirleyici veya kanserojen etkileri olabilir.


İç ortam hava kalitesini etkileyen zararlı maddelerden radon radyoaktif olup taş esaslı yapı malzemelerinden, taş kütleleri arasındaki çatlaklardan sızabilmektedir. Biyolojik esaslı kirleticiler; ıslak duvarlar, mobilya, halı, ev hayvanı ve temizliği yapılmayan klima cihazlarından kay-naklanır. Karbonmonoksit (CO) bacaların geri tepmesi, eksik yanma, egzos, sigara dumanı gibi faktörlerden kaynaklanır. Organik gazlar, boya, badana, solventler, yapıştırıcılar ve verniklerden kaynaklanır.

TOZ

İç ortamda kötü hava kalitesine neden olan etmenlerin başında tozlar gelmek-tedir. Toz deyiminden, mekanik süreçler sonucunda oluşan katı maddelerin, gaz içinde, teknik bir işleme tabi tutulabilecek dağılımı anlaşılır. Toz, metalik, mineralojik veya bitkisel kökenli olabilir. Tozun zararlı madde olarak etkisi önemli oranda parçacık büyüklüğüne bağlı olduğu için, tozlar aerodinamik çaplarına göre gruplandırılır.

İnsanlar, su buharında bol miktarda bu-lunan gri zerrecikler halindeki bu materyal ile birlikte yaşarlar ve onu teneffüs ederler. En temiz hava bile (dağ havası gibi) 500 cm3 toz partikülü içermektedir. Kirli havada, örneğin şehirlerde bu oran 50.000 cm3’e çıkmaktadır. Şehirdeki bina ve evlerde önemli bir aktivite var ise iç ortamdaki toz konsantrasyonu bu oranın en az iki katı yükselmektedir. Her ne kadar toz kendi başına gerçekten kötü değilse de bakteri ve virüsleri içeren inanılmaz çeşitlilikte topluluklar (küf sporları, toz maytları, tüy, kıl, lif ve tahta parçaları, polen ve plastik parçaları) toz partikülleri içine yerleşir ve problemlere neden olan gerçekte bu ajanlardır.

İnsan sağlığına zararlı tozlar arasında

kuvars tozu, asbest tozu, kurşun tozu ve çimento tozu sayılabilir.

Çalışma Ortamında Toz

Endüstride ve hijyen kurallarına uyul-mayan çeşitli işyerlerinde bulunabilen tozların işçi sağlığı açısından önemli sakıncaları vardır. Zararlı etkileri ile bili-nen tozların, iş ortamında belli zararsız düzeylerin üzerinde bulunması; silikosis, asbestosis, (kömür tozu hastalığı) ve bagassosis (ya da çiftçi akciğeri hastalığı) adları ile bilinen pnömokonyozlara neden olur. Birinci dereceden, akciğer dokusunu etkileyen pnömokonyozlar, akciğer dokusunun sağlıklı fonksiyonunun daralmasına ve iş görenin oksijen alma kapasitesinin düşmesine neden olurlar. Uzun dönemde ölümcül olan çoğu toz hastalıkları, giderek etkisini arttırır ve iş gören, tozlu ortamdan uzaklaştırılsa bile kalıcı zararları vardır. İnsanların oksijen kapasitelerinin daralması ile birlikte, kandaki karbondioksitin vücuttan dışarı atılması da aksayacağından, hücrelerde yorgunluk maddelerinin birikimi hızlanır ve iş verimi düşer.

Tekstil Ürünü Toz Kaynakları

Tekstil ürünü toz kaynakları; halı ve ki-limler, kürklü eldiven ve şapkalar, antik mobilyalar, yataklar, minderler; tavşan lifinden yapılan keçe şapkalar, eldivenler, tüylü oyuncaklar, kürklü atkılar, ceket ve mantolar, keçi ve koyun liflerinden yapılan her türlü giysi; deve yününden yapılan paltolar, ceketler, fırçalar, şallar vb. eşyalardır. Bununla birlikte ağır süveterler, battaniyeler ve perdeler gibi eşyalar, kolayca teneffüs edilen küçük toz partiküllerini barındırdıkları için probleme yol açarlar. Astım, alerjiler ve burun iltihapları gibi rahatsızlıklara neden olan bu çeşit hayvansal liflerden başka bitkisel liflerde aynı probleme neden olabilmektedir. Örneğin, uyku tulumları, kilim ve taban malzemeleri, içinde keten bulunan eşyalar ve perdeler solunum problemlerine neden olabilir.

Tozdan Korunma

Çalışma ortamında toz oluşumunda alınacak teknik / teknolojik önlemlere ör-nek olarak şunlar verilebilir :

· İş tekniğinin değiştirilmesi,

· Tozun kaynağında havanın emil-mesi,

· Havalandırma tekniği ile ilgili ön-lemler alınması.

Tozun zararlı etkilerinden korunmak için solunum organlarını koruma araçları, eldivenler, koruyucu gözlükler ve ayak-kabılar, önlükler ve koruyucu elbiseler kullanılabilir. Ayrıca toza karşı çok hassas olanlar için minderleri kılıflama, halı, kilim ve yer döşemesi kullanmama, mümkünse sık sık vakumla genel temizlik, yünlü giysileri terk etme ve pamuklu tekstil ürünlerini tercih etme uzmanların getirdiği önerilerden bazılarıdır. Bütün bunların yanında tozun doğurabileceği tehlikeler konusunda işletme içinde çalışmaların da yapılması gerekmektedir.

ASBEST

Bitkisel ve hayvansal liflerden baÅŸka inorganik ve mineral lifler de hava kali-tesini etkilemektedir.

İç ortam hava kalitesini etkileyen inor-ganik liflerden en önemlisi asbesttir. As-best ya da amyant olarak bilinen mater-yal, doğada bulunan silikatlı bir mineraldir. Mineral silikatlar da, ısı ve sıcaklığa karşı dirençli ve yüksek gerilme kuvvetli fiberlerden oluşur.

Lifli yapıda bulunan bu mineral sahip ol-duğu özellikler nedeniyle endüstride pek çok alanda kullanılmaktadır. Asbestin yanmaması, dayanıklılığı, asit ve bazlardan etkilenmemesi önemli özellik-leri arasındadır. Bu özellikler nedeniyle asbest 20. yy’ın başlarından itibaren git-tikçe artan miktarlarda kullanılmaya başlanmıştır. Kullanım yerleri çatı örtüsü levhalarında, yer döşeme malzeme-lerinde, içme ve kullanma suyu nakleden borularda, yanmayan kumaşlarda, filtrelerde, balata ve contalarda, sürtünme elemanlarında, ses ve ısı yalıtımı gereken yerlerde, ve daha birçok üründe kullanılmaktadır.

En fazla kullanım alanı bulan asbest mi-neralleri krosidolit ve beyaz asbesttir. Daha az sayıda kullanım alanı bulanlar ise kahverengi asbestlerdir.


Asbest, 1972’de EPA tarafından tehlikeli bir madde olarak kabul edilmiştir. Daha sonra yapılan araştırmalarda ise asbest liflerini deri teması ya da ağız sindirimi yolu ile vücuda girmesinin herhangi bir tehlikesi ve sağlık riski bulunmadığı bildirilmiştir. WHO uzmanlar grubunun iç ortamda inorganik liflere insanların maruz kalmasından kaynaklanabilen olumsuz sağlık etkileri konusunda yaptığı bir araştırmada, iç ortam havasında bulunan asbest liflerinin boyu 5 mikrondan uzun ve çapı 1 mikrondan küçük olması durumunda ve teneffüs edilen havadaki yoğunluğunun 70 -200 F/m3 ve daha fazla olması durumunda, bu rakamlardaki asbest liflerine yıllar süren bir süreçte maruz kalınması ve bu durumların diğer risk faktörleri ile birleşmesine bağlı olarak sağlık tehlikesi yarattığı belirlenmiştir. Bu koşullar altında solunum yolu ile vücuda giren asbestin çeşitli akciğer hastalıklarına, fibrojenik bir akciğer hastalığı olan asbestozise, akciğer kanseri ve mesoteliomaya (abdominal boşluk ve göğüs zarı kanseri) neden olduğu da tesbit edilmiştir. Asbestozise, asbest fiberlerine ağır ve uzun zaman maruz kalınca meydana gelir. WHO uzmanlar grubu, 100 F/m3’lük bir iç ortam asbest lifi kon-santrasyonu için asbest kaynaklı kanser riskinin yüksek olduğunu da belirtmiştir. Asbet ocaklarında ya da asbestli ürünleri imal eden yerlerde çalışan işçiler, kontrolsüz ortamda uzun yıllar çalışırlarsa solunum yolları yönünden hastalık riskleri artmaktadır. Ayrıca asbest ile havadan gelen kontaminasyonlar yaygındır ve birçok insanın akciğerinde asbest lifi bulunabilmektedir.

İlk araştırmaların yarattığı genel yasak-lama eğiliminden sonra ikinci dönem araştırmaların olumlu sonuçlar vermesi üzerine asbestin ve asbestli ürünlerin yasaklanması düşüncesi, yerini asbest çıkarımı ve üretimini sağlık kontolü ön-lemleri altında yapılması görüşüne bı-rakmıştır. Nitekim WHO ve ILO gibi uluslararası kurumlar da resmi kararla-rında bu görüşü belirtmişlerdir. Asbestli ürünleri kullanan tüketiciler yönünden ise herhangi bir sağlık riski ve sakıncası bulunmamaktadır. Örneğin, asbestli çatı malzemesi kaplatan, asbestli çimento borularla taşınan suyu içen, fren bala-tasında asbest bulunan arabayı kullanan insanların bu nedenle karşılaştıkları sağlık riski ne tıbbi ne de istatistiki olarak ispatlanamamıştır.

Asbestten Korunma

· Temel amaç asbest liflerinin ortama yayılmasını önlemek ve solunumla bu liflerin akciğerlere girmesini engelle-mektir. Ortam havasındaki asbest lifleri düzenli olarak kontrol edilmelidir. Özel emici sistemlerle asbest liflerinin havaya yayılması önlenmelidir.

· Kullanılan makineler, parçalama ve

kesme işleminde kullanılan araçlar or-tama asbest liflerinin yayılmasını önle-yecek donanımlara sahip olmalıdır.

· Asbestle çalışan herkes özel olarak eğitilmeli, asbestin ortama yayılmasını engelleyecek önlemler, çalışma biçim-leri, asbestten korunma yolları öğretil-meli, uygulama sırasında söz konusu kurallara uyulup uyulmadığı denetlen-melidir.

· Asbestle çalışırken uygun kişisel ko-ruyucu araç kullanılmalıdır. Bunlardan birincisi filtreli solunum maskeleridir. Yapılan ortam ölçümlerine göre söz konusu maskelerin tipi belirlenebilir. Toz maskeleri veya bir kere kullanılıp atılan maskeler yeterli koruma sağlamaz.

· Havadaki asbest düzeyi maske kul-lanımı gerektiği durumlarda ayrıca özel koruyucu giysiler sağlanmalı ve giyilmelidir. Bu tip özel koruyucu giysi iş giysilerini iyice örtmeli böylelikle koruyucu giysi çıkartıldığında iş giysinde asbest tozu bulunmamalıdır.

· Soyunma – giyinme odalarının giri-şinde iş elbiselerinin tozdan temizlen-meleri için emici (vakumlu) temizleyiciler bulundurulmalıdır.

· İş elbiselerinin işletme tarafından işyerinde yıkatılması sağlanmalıdır.

· İş elbiselerinin işçi tarafından kendi evinde yıkatılması kesinlikle yasaklan-malıdır.

· Asbestli işyerlerinde işyeri temizliği ıslak ve sanayi tipi vakumlu süpürgeler ile yapılmalıdır.

· Asbest tozuna maruz tüm işçi grup-larına, asbestle çalışılan işyerlerinde sigara içmenin riski oldukça arttırdığı diğer sağlık sakıncaları ile birlikte açıklanmalı, personel alımlarında sigara içmeyenler tercih edilmelidir.

· İşveren çalışma ortamı havasındaki asbest tozunun kontrolünden ve asbest tozuna maruziyetin önlenmesinden sorumludur. Bu nedenle işveren bina donanımı ve bakımı , tesisleri , makinaları, çalışma yerleri ve iş akımı açılarından çalışma ortamının olabildiğince az kirlenmesi bakımından düzenlemeler yapmalı ve işçilerin maruziyet düzeyi koşullar elverdiği ölçüde az olmalı, en azından resmen belirlenen asbeste maruziyet sınırı içinde kalmalıdır.

UÇUCU ORGANİK KARBONLAR

VOC’ler alifatik ve aromatik yapıda, kaynama sıcaklığı 200°C’ye kadar olan hidrokarbonlardır. Fosil yakıtlarla çalışan motorların ekzosları, solventlerin ve benzinin buharlaşması, kimyasal madde üretimi, kuru temizleme, plastik madde ve kağıt üretimi, petrol rafinasyonu, atık giderme sahaları ve atıksu arıtma tesislerinden yapılan emisyonlar ve buharlaşma ile atmosfere yayılır.

Birçok VOC’nin çalışan sağlığı üzerindeki etkisi konusunda bilgi olmamakla birlikte, yapılan çalışmaların ortaya koyduğu sonuçlara göre kansere, çocuklarda ve yeni doğanlarda gelişme bozukluğuna sebep olmaktadır. Solunum yolları ve merkezi sinir sistemi üzerinde olumsuz etkileri olduğu da bilinmektedir. Bu etkiler maruz kalınan süre ve dozla yakından ilgilidir.

1986 yılında yayınlanan Hava Kalitesinin Korunması Yönetmeliği’ne göre 200 tane organik buhar (VOC) var. Bunlar da toksitide açısından 3 sınıfa ayrılmıştır. Bu sınıflara girmeyen VOC’ler tesbit edildiğinde sınır değeri 300 mg/m3 ol-malıdır.

VOC’lerden Korunma

· VOC emisyonu azaltılmasındaki en etkili yöntemlerden biri kaynak kontrolü-dür. Her prosesin emisyonu kontrol al-tında tutulmalıdır ve VOC emisyon li-mitlerini aşılmamalıdır.

· Emisyonlar, yoğunlaştırma yöntemi ile sıklıkla kontrol edilebilirler. Yoğun-laştırma sıcaklığı VOC buhar basıncına ve uzaklaştırılacak kısmın yüzdesine bağlıdır.

· Karbon adsorbsiyon yönteminin de VOC kontrolünde önemi büyüktür. Sisteme verilen karbonun buharla rejenerasyonu yapılır ve uçucu bileşiklerin yoğunlaştırılarak ayrıl-maları sağlanır. Karbon adsorbsiyonundaki avantaj çok yönlü kullanım sağlanmasındadır. Kul-lanılan solventler yeniden elde edile-bilirler.

· Hibrit sistemler, birçok teknolojinin birleşmesiyle oluşan sistemlerdir. Ab-sorbsiyon ve bioarıtımın bir arada ol-duğu sistemler de VOC kontrolü için kullanılmaktadır.

İç Ortam Hava Kalitesi İçin Yapılması Gerekenler

İç hava kalitesinin gereken seviyede sağlanabilmesi için kirlilik kaynaklarının iyi tespiti ve giderimi; doğru ve etkin ha-valandırma gerekir. Binalarda iyi bir iç hava kalitesi için ıslak hacimlerin kuru-tulması, nemlendirici kullanımı, gazlı ısıtıcıların doğru ayarlanması, kazan dairelerinin iyi havalandırılması, brülör ayarlarının iyi yapılması, bacaların sız-dırmaması, kaliteli yakıt kullanımı, kim-yasal maddelerin depolandığı yerlerin iyi havalandırılması ve fazla stoklanmaması, haşere ilaçlarının aşırı kullanılmaması gereklidir. Sağlıklı ve konforlu hava insanların verimliliğini önemli derecede artırmaktadır.

Kaynaklar: 1.Termodinamik, Sayı: 125 Ocak 2003, 2. Bilim ve Teknik Dergisi sayı 352, 3. www.students.itu.edu.tr/~ergonomi/bilbank/insan9.html

 

 

Popularity: 46%

This post was written by:

Küresel ısınma - who has written 221 posts on Küresel ısınma.


Contact the author

Leave a Reply

*
To prove you're a person (not a spam script), type the security word shown in the picture. Click on the picture to hear an audio file of the word.
Click to hear an audio file of the anti-spam word

Sponsor