TOBB Başkan Yardımcısı - Ankara Ticaret Borsası Başkanı Faik YAVUZ’un Sempozyum Konuşması
Enerji Güvenliği, Enerji Tarımı, Küresel Isınma Açısından Biyoyakıtlar
Uluslararası Sempozyumu
6 Nisan 2007
Sayın Komisyon Başkanlarım, Sayın Milletvekilleri, yerli ve yabancı temsilciler, değerli basın mensupları!
Hepinizi TOBB Yönetimi adına saygıyla selamlıyorum. Özellikle tertip komitesindeki arkadaşlara teşekkür ediyorum. Çünkü çok önemli bir zamanda, küresel ısınmanın yoğun bir şekilde tartışıldığı, çevremizde petrolle ilgili savaşların yaşandığı dönemde geç de olsa yeşil enerji olarak adlandırılan biyodizel gibi önemli bir konunun tartışılmaya açılması bizim için önem taşıyor. Bu toplantının bizim için ikinci bir ayrıcalığı da bu konuların, hem ekonomimizi hem de teknolojimizi ilgilendiren TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi’nde tartışılmasıdır.
Sayın Konuklar!
İnsanoğlu yüzyıllardır enerjinin tabii unsurlarından olan petrol ve doğalgazla hayatını idame ettirmeye çalışmıştır. Günümüzde büyük savaşlara neden olan petrolün, bilim adamlarının yapmış olduğu hesaplamaya göre 50-60 yıllık bir ömrü kalmıştır. Nitekim bunun bilincinde olan uluslar, alternatif enerji arayışlarına girmişlerdir.
Birleşmiş Milletler’de gelecek 10 yıl içinde enerji tüketiminin yüzde 25’lik kısmının yeşil enerjiyle karşılanacağı var sayılmaktadır. Bu durum Birleşmiş Milletler’in gözetiminde yapılan Kyoto Anlaşması’nda da öngörülmektedir. Ülkemiz de önümüzdeki dönemde bunu kabul edecektir. Tüm dünyada yeşil enerjiye geçiş konusunda yoğun çalışmalar yapılmaktadır.
Avrupa Birliği ülkeleri yayınladıkları 2030 EC sayılı direktifte 2010 yılında yüzde 5.75 biyodizel ikame oranı belirlemiştir. 2030 yılında ise bu oranın yüzde 30 olması hedeflenmiştir. Almanya, İtalya, İsviçre, ABD, Kanada gibi ülkeler akarsuları ve göllerinde çalışan taşıma araçlarının motorin kullanılmasını yasaklamışlardır. Buna benzer örnekleri de çoğaltmak mümkündür.
Dünya’da bu gelişmeler yaşanırken milyonlarca dolar harcanarak yapılan yatırımlar sonucu kurulan 1.5 milyon ton kapasiteli biyodizel üretim tesisleri, yapılan yanlışlarla atıl hale geçmiştir. Bugün doğrudan istihdam imkanı sağlayan biyodizel tesislerin atıl hale düşmesi sonucu devletimiz elde edeceği büyük bir gelirden de olmuştur.
Sayın Bakanım, Değerli arkadaşlar!
2005 yılı verilerine göre ülkemizin yıllık motorin ihtiyacı 17 milyon tondur. Bunun tamamına yakın kısmı ithal edilmekte ve ülkemiz önemli ölçüde döviz kaybına uğramaktadır. Oysa biyodizel üretiminin önemli bir ham maddesi olan kanola, gerekli ürün planlaması yapıldıktan sonra alternatif ürün olarak çiftçilerimize ektirilebilir. Nitekim ülkemizde ilk yıllarda 15 bin dönüm kanola ekilirken günümüzde 1 milyon dönüme kadar ulaşmıştır.
Çiftçimiz için önemli bir alternatif ürün olan kanola üretiminin teşvik edilmesi Avrupa Birliği’nde gelecek 20 yıl içinde yüzde 30’a ulaşması hedeflenen biyodizel kullanımı için önemli bir ihraç ürünü olabilecektir. Çünkü Avrupa ülkelerinin bu kadar üretim yapacak büyüklükte bir toprağı yoktur. Ülkemiz için bu kadar önem taşıyan ve istihdam üzerinde olumlu etki yapabilecek biyodizelde hangi noktadayız?
Sektörde yaşanan sorunları ve çözüm önerilerini sizlerle paylaşmak istiyorum. Bugün ülkemizde biyodizel tesisleri atıl durumdadır. Öncelikle bu tesislerin ekonomiye kazandırılması gerekmektedir. Bunun için de yapılacak öncelikli iş ÖTV’den kaynaklanan sorunların bir ölçüde de olsa giderilmesi olmalıdır. Sektör, biyodizelin deniz yakıtları kapsamında deniz, göl ve akarsular ile zirai üretim amaçlı araçlarda ÖTV’siz kullanılmasını talep etmektedir. Bu ilk bakışta makul bir öneri gibi gelse de bu teşvik, üretim bazında yapılmalı ve üretim teşvik edilmelidir diye düşünüyoruz. Nitekim geçiş süreci içerisinde ithal edilen hammaddeye yıllar bazında artacak bir şekilde ÖTV uygulanmalı, isteyen tesise yağ, isteyen tesise ise yağlı tohum ithaline izin verilmelidir, diye düşünüyoruz.
ÖTV’nin yüksek tutulması ülkemize 2 açıdan zarar vermektedir. Bunlardan ilki ve bence en önemlisi biyodizel tesislerinin atıl durumda olması ve istihdam üzerinde yarattığı olumsuz etkidir. ÖTV’nin yüksek olması merdiven altı üretimin artmasına neden olurken, vergi açısından da büyük kayıplara neden olmaktadır. Bu arada çiftçilerimizin alternatif hammadde ürünlerine adaptasyonu için gerekli ürün planlaması yapılması ve 3 yıllık bir geçiş süresi içinde üretim teşvik edilmelidir.
Bir diğer önemli konu da harmanlama ile ilgilidir. Yüzde 2 olan harmanlama oranı yüzde 5’lere çıkarılmalıdır. Bu gerçekleştirildiği takdirde küresel ısınmayla mücadelede önemli bir adım atılmış olacaktır.
5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nda biyoyakıtların tanımı bulunmamaktadır. Bu da bir kayıt dışı durumu ortaya çıkarmaktadır. Bu nedenle kanun ile EPDK’nın uygulamaları çelişmektedir. Bu durum rekabete aykırı, lisanssız üretimi, standart dışı merdiven altı üretimi de artırmaktadır. 1900’lü yıllardan beri dünyada zaman zaman kullanılan, günümüzde artık vazgeçilmez bir yakıt türü olan biyoyakıtın hammaddesinin ülkemizde üretilmesi durumunda tarım sektörüne de
Sayısız yararlar sağlayacağı inancıyla hepinizi şahsım ve Odalar Birliği adına tekrar saygıyla selamlıyorum.
Popularity: 72%

October 27th, 2008 at 15:07
küresel ısınma hakkında bilgi istiyorum