BİRLEŞMİŞ MİLLETLER İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ ÇERÇEVE SÖZLEŞMESİ

Posted on 17 June 2008

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ ÇERÇEVE SÖZLEŞMESİ (BMİDÇS) 13. TARAFLAR KONFERANSI (COP 13) VE KYOTO PROTOKOLÜNÜN 3.TARAFLAR BULUŞMASI TOPLANTILARI

GENEL BİLGİLER

BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 13. Taraflar Konferansı (COP13) ve Kyoto Protokolü’nün 3. Taraflar Buluşması(COP/MOP3), 3 -15 Aralık 2007 tarihleri arasında Balide gerçekleştirilmiştir. Sözleşme’nin etkin şekilde uygulanabilmesi için sözleşmeye üye ülkeler tarafından 1995 yılından itibaren “Taraflar Konferansı (COP)” olarak adlandırılan toplantılarda süreç değerlendirmekte ve kararlar alınmaktadır.

03-15 Aralık 2007 tarihlerinde Bali’de yapılan konferansta resmi olarak 3 farklı toplantı gerçekleştirilmiştir.

1. Taraflar Konferansı (COP13)

2. Yardımcı Organlar Toplantısı (SBSTA/SBI)

3. Taraflar Buluşması (COP/MOP3)

1 ve 2 numaralı toplantılara BMİDÇS’ye taraf olan bütün ülkelerin temsilcileri katılabilirken, 3 numaralı toplantılara sadece Kyoto Protokolü’ne taraf olan ülkelerin temsilcileri katılmış, diğer ülkeler ise bu toplantıları gözlemci statüsünde izleyebilmiştir.

COP13’te Türkiye; Çevre ve Orman Bakanlığı, Müsteşarı Prof. Dr. Hasan Z. Sarıkaya, başkanlığında, Çevre ve Orman Bakanlığı, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Devlet Planlama Teşkilatı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü, TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi, Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ve TEMA Vakfı temsilcilerinden oluşan 24 kişilik bir heyetle temsil edilmiştir.

ÖNE ÇIKAN KONULAR, ALINAN KARARLAR

Uzun süren görüşmelerin ardından konferans sonunda iklim değişikliğiyle mücadele için yol haritası belirlenmiştir. Bali’de benimsenen bu metin, süresi 2012’de dolacak Kyoto Protokolü’nün yerini alacak yeni anlaşma belgesinin oluşturulması için 2 yıllık bir müzakere sürecini başlatmaktadır. 2 sene sürecek müzakerelerden sonra 2009′da küresel iklim değişikliğine karşı dünya çapında yeni bir anlaşma hazırlanması kararlaştırılmıştır. Bali Eylem Planında, Avrupa Birliği gelişmekte olan ülkelerle etkin işbirliği içinde yer alabileceklerini belirtmiştir. Ayrıca, Ek-I Dışı ülkeler 1990 yılından bu yana ilk defa sera gazı salımlarının azaltılması yönünde bir adım atabileceklerini söylemişlerdir. Kabul edilen Bali Eylem Planı’nda, IPCC’ nin 4. Değerlendirme Raporu’na atıfta bulunarak, 21. yüzyılın sonunda atmosferdeki sera gazı birikimlerinin 450 ppmv değerinin altında kalması, bunun için de Ek-I ülkelerinin 2020 yılındaki salımlarının 1990 düzeyinin en az %25–40 altına çekmeleri, diğer ülkelerin de salımlarında ciddi azaltmalara gitmeleri gerektiği yer almıştır. Bali Eylem Planı, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne (UNFCCC) taraf ülkelerce kabul edilmiştir.

COP13 ve COP/MOP3’te alınan kararlar, 2012 sonrasında uluslararası iklim değişikliği rejiminin, sözleşme altında ilerletilecek Bali Eylem Planı ile Kyoto Protokolü’nün 3.9 (AWG-Ad Hoc Working Group- Geçici Çalışma Grubu; Ek-I ülkelerinin yükümlülükleri) ve 9 (gelişmekte olan ülkelerin yükümlülükleri) numaralı maddelerinde yürütülecek müzakerelerin sonucuna göre belirleneceğini ortaya koymaktadır. Bu nedenle her iki sürecin nasıl bir içeriğe sahip olduklarının çok iyi analiz edilmesi gerekmektedir.

24 Eylül 2007 BM İklim Zirvesi’nde Başbakan tarafından Protokole katılım kararının en üst düzeyde değerlendirildiğini açıklayan Türkiye, Bali’ deki Üst Düzey Bölüm’ün açılışında AB’yi desteklemiş, Bali görüşmelerinde aktif bir tutum takınarak gelişmekte olan ülkelerle de olumlu bir iletişim içerisinde bulunmuştur.

Toplantılarda ayrıca karbon salımı ve sıcaklık artışlarını sınırlayacak uzun vadeli bir hedef belirlenmesi, başta iklim değişikliğine yol açtığı düşünülen sera gazlarının en büyük üreticisi olan ABD olmak üzere gelişmiş ülkelerin daha ciddi sınırlamalara ikna edilmesi, Çin, Hindistan gibi gelişmekte olan ülkelerin daha adil ve etkili katkıda bulunması, karbon pazarlarının genişletilmesi, temiz teknoloji imkanlarının araştırılması ve paylaşımları konusunda işbirliği, iklim değişikliğinin yarattığı risklerden en olumsuz şekilde etkilenecek ülkelerin iklim değişikliğine uyum sağlamalarına yardım için kaynak temini ve ormanların korunması ve geliştirilmesi gibi konular da ele alınmıştır.

Genel olarak anlatılan bu konuların yanı sıra ormancılık açısından değerlendirilebilecek en önemli kararın küçük ölçekli ormanlaştırma/yeniden ormanlaştırma projelerinin sınırı 8 kiloton.CO2/yıl değerinden 16 kiloton.CO2/yıl’a çıkarılması olarak değerlendirilebilir.

12-14 Aralık 2007 tarihlerinde düzenlenen yüksek düzeyli toplantıda heyet başkanı olarak Müsteşarımız Prof. Dr. Sayın H.Zuhuri SARIKAYA da bir konuşma yapmış ve bu konuşma metninin hazırlanmasına katkıda bulunulmuştur.

COP kapsamında, resmi toplantılara ek olarak, Pazar hariç her gün pek çok yan etkinlik düzenlenmiştir. Bu etkinlikler, kamu veya sivil toplum kuruluşlarının iklim değişikliği alanında yürütmekte oldukları çalışmalara ve izledikleri politikalara yönelik bir tartışma ortamı niteliğinde gerçekleştirilmiştir. Yan Etkinliklerde değerlendirilen en önemli konuların ilk sıralarında ormancılık konuları yer almıştır. Ayrıca 8 Aralık 2007 günü tüm gün olarak düzenlenen Orman Günü (Forest Day) kapsamında yapılan çalışmalara da katılım sağlanmıştır.

Yukarıda da bahsedildiği gibi Yan Etkinlikler kapsamındaki Ormancılık konuları büyük oranda Ormansızlaşma, Özellikle tropik kuşak ormanlarının tahribatı (Amazon,Afrika,Madagaskar ormanlarının kaçak kesimler,açma vs..gibi yöntemler) Karbon Ticareti, Biyokütle (Biomass) Enerji Kullanımı, Biyolojik Çeşitliliğin Korunması, Uzaktan Algılama (Uydu aracılığıyla) Ormanların izlenmesi, Özellikle Ormana bağlı yerel halkın gelir düzeyinin artırılmasına yönelik çalışmalar, yerel halkın korumaya katılarak desteklenmesi, sertifikalı üretime geçilmesi, yangınla mücadele, ağaçlandırma, Ormanların Sürdürülebilirlilik İlkeleri çerçevesinde planlanması ve yönetilmesi, konularından oluşmuştur. Bu amaçla en çok karşılaşılan konuların başında kısaca REDD (Reducing Emissions From Deforestation and Degradation) olarak belirtilen ormansızlaşmanın yada orman alanlarındaki bozunmanın engellenerek sera gazı salımlarının azaltılmasına katkıda bulunulması konuları ile yine kısaca LULUCF (Land Use, Land Use Change and Forestry) yani Arazi Kullanımı, Arazi Kullanım Değişikliği ve Ormancılık konuları olmuştur.

SONUÇ VE ÖNERİLER

Günümüzde, küresel ısınma ve iklim değişikliği insanlığın en önemli sorunu olarak görülmektedir. Özellikle son yıllarda küresel ısınma ve iklim değişikliğine bağlı olarak ortaya çıkan kuraklık, orman yangınları, sel ve taşkınlar, toprak kaymaları, şiddetli fırtına ve kasırgalar vb.. olaylar insanlığın bu sorunu çok daha fazla dikkate almasına ve çözümü için daha ciddi adımlar atması gerekliliğini ortaya koymaktadır. Sorunun küresel olması çözümü için alınacak tedbirler konusunda da küresel bir anlayışla hareket edilmesi zorunluluğunu ortaya koymaktadır. Bu açıdan bakıldığında Bali’de gerçekleştirilen İklim Değişikliği Taraflar Toplantısına katılımın şimdiye kadarki en yüksek katılımlı toplantı olması sorunun çözümüne yönelik ciddi adımlar atılmasını bekleyen insanlar tarafından memnuniyetle karşılanmış ve dünyanın gözünün Bali’ye çevrilmesini sağlamıştır.

Küresel Isınma ve İklim Değişikliğine yol açan faktörlerin başında fosil yakıtların tüketilmesi ve ormansızlaşma gelmektedir. Dolayısıyla önlenmesine yönelik alınacak tedbirlerin başında da ormansızlaşmanın önlenmesi, mevcut ormanların korunması ve orman alanlarının artırılması gelmektedir. Çünkü ormanlar atmosfere salınan karbonun yutulmasında en önemli karasal yutak alanlarını oluşturmaktadır. Bu açıdan bakıldığında dünya orman varlığının yarısından fazlasını oluşturan tropik kuşak ormanlarının bozulmasının ve tahribatının hızının önlenmesi (yıllık yaklaşık 7 milyon hektar) oldukça önemlidir.

Duruma ülkemiz ormanları açısından bakıldığında ise; ülkemizde dünyadaki gelişmelerin aksine ormansızlaşma gibi bir durum bulunmamakta hatta Türkiye orman alanlarını artıran nadir ülkelerden biri konumunda bulunmaktadır. Fakat ülkemizin coğrafi özellikleri bakımından Avrupa ve Asya ile kıyaslandığında ortalama rakımının daha yüksek olması, topraklarının yaklaşık % 86 gibi büyük bir kısmının erozyon tehdidi altında bulunması, iklim kuşağında ekvatordan kutuplara doğru yaşanacak bir kayma sonucunda Türkiye’nin Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da yaşanan iklimin etkisi altına girmesi sonucunda kuraklık ve çölleşme tehlikesiyle karşı karşıya bulunması, Akdeniz, Ege ve Marmara bölgesi kıyılarında bulunan ve 12 milyon hektara ulaşan orman alanlarımızın yangına yüksek derecede hassas alanlarda bulunması, mevcut iklim şartları nedeniyle ormansız alanların ağaçlandırma zorluğunun küresel ısınma sonucunda daha da zorlaşacak olması, geçimini ormandan ve ormancılık faaliyetlerinden sağlayan büyük bir ( yaklaşık 7.5 milyon orman köylüsü) nüfusun olması, ülkemizin su kaynakları açısından zengin olmaması göz önünde bulundurulduğunda küresel ısınma ve iklim değişikliğinden en fazla etkilenen ülkelerden biri olacağımızı göstermektedir.

Bu amaçla, ormancılık alanında son yıllarda yapılan başarılı çalışmaların yanında kanaatimizce yapılması gereken çalışmalar şunlardır:

1-Son yıllarda geçmiş yıllara göre oldukça artan miktarlarda yapılan ağaçlandırma çalışmaları artarak devam etmeli. Özellikle yarısı bozuk nitelikte olan ormanlarımızın verimli hale getirilebilmesi amacıyla ağaçlandırma ve rehabilitasyon çalışmaları aynı kararlılıkla sürdürülmelidir.

2-Ağaçlandırma çalışmalarında sıcaklıkların artış ihtimalinin de göz önünde bulundurularak kuraklığa ve yangına dayanıklı türlerin kullanılmasına özen gösterilmelidir.

3-Artan sıcaklıklara bağlı olarak artabilecek orman yangınlarıyla mücadele amacıyla (eğitim, bilinçlendirme, araç-gereç, vs.) alınacak önlemlerin artırılması gerekmektedir.

4-Özellikle orman ve tarım artıklarının kullanılmasından elde edilen biyokütle (biomass) enerjisi kullanımının başlatılarak yaygınlaştırılması ve böylelikle odun ve odun dışı orman artıklarından elde edilecek enerjinin çok daha verimli kullanımın sağlanması gerekmektedir.

5-Genel Müdürlüğümüzde yeni başlatılan sertifikasyon çalışmalarının biran önce tamamlanarak uygulamaya geçilmesi ve tüm orman alanlarımızı kapsayacak şekilde yaygınlaştırılması gerekmektedir.

6-Özellikle ormanların korunması ve iklim değişikliğinin ormanlar üzerindeki etkilerinin incelenmesi üzerine yapılan projenin yaygınlaştırarak biran önce tüm ülke ormanlarındaki değişimin izlenmesi gerekmektedir.

7-Küresel Isınma ve İklim Değişikliği sorununun önemini vurgulayan, ormancılık açısından karşılaşabileceğimiz sorunları gösteren uyarıcı afiş, broşür, pankart vs. hazırlatılarak halkımızın yapılacak çalışmalara ve özellikle fidan dikim seferberliğine katılması sağlanmalıdır.

8-Konunun çok önemli olması ve ormancılık faaliyetlerini yakından ilgilendirmesi nedeniyle yapılacak ulusal ve uluslararası çalışmaları takip etmek, Genel Müdürlüğümüzün bu konudaki görüş ve politikalarını oluşturmak üzere Ana Hizmet Birimlerimizin katılımıyla geniş katılımlı bir komisyon oluşturulmalı, bu sayede çalışmaların Genel Müdürlüğümüz tarafından sürekli takip edilmesi ve kurumsal bilgi hafızasının oluşturulması sağlanmalıdır.

9- En önemli konu ise Türkiye’nin iklim değişikliği konusunda ülke olarak belirlenecek politikasının kurumların eşgüdümü ile ortak bir dil olarak ortaya konulması gerekmektedir.

Bu rapor tarafımızdan tanzim edilmiştir. 11.01.2008

Yusuf KANDAZOĞLU Sami BAYÇELEBİ

Başmühendis Orman Endüstri Mühendisi

Popularity: 30%

This post was written by:

Küresel ısınma - who has written 221 posts on Küresel ısınma.


Contact the author

1 Comments For This Post

  1. mustafa suvae says:

    yazılarınızı izlemek istiyorum

Leave a Reply

*
To prove you're a person (not a spam script), type the security word shown in the picture. Click on the picture to hear an audio file of the word.
Click to hear an audio file of the anti-spam word

Sponsor