Almanya Yenilenebilir Enerji Yasası Açıklayıcı Memorandum

Posted on 18 June 2008

A. Genel Åžartlar
Çevreyi korumak, küresel ısınmayı kontrol edebilmek ve güvenilir enerji kaynakları saÄŸlamak amacıyla Federal Almanya Devleti ve Alman Meclisi Avrupa BirliÄŸi ile mutabakat içinde kalarak - 2010 yılına kadar yenilenebilir enerji kaynaklarının, toplam enerji tüketimi içerisindeki payını en az iki kat arttırmak yönündeki hedeflerini ortaya koymuÅŸtur. Bu hedef BirleÅŸmiÅŸ Milletler Çerçeve İklim Kon¬vansiyonu Kyoto Protokolü’nde belirlenen Avrupa BirliÄŸinin yükünü paylaÅŸma ilkesi çerçevesinde 2010 yılına dek Federal Almanya Cumhuriyetinin sera gazı yayılımını %21 oranında düşürmesiyle il¬gili tasarı hedefi ile baÄŸlantılıdır. Bu hedef ayrıca, Federal Almanya Cumhuriyetinin 2005 yılına dek karbondioksit yayılımını 1990′a kıyasla %25 ora¬nında düşürme hedefiyle iliÅŸkilidir.
Bu hedefe ulaşmak için yeni yenilenebilir enerjiler tabir edilen kaynakları harekete geçirmek gerekir. Büyük barajlardan elde edilen geleneksel su gücü, bugün kullanılan yenilenebilir enerji kaynaklan içinde büyük bir paya sahiptir. Coğrafi nedenlerden dolayı su gücünün kullanım potansiyeli büyük oran¬da tükenmiş durumdadır. Bu nedenle, 2010 yılına kadar bir bütün olarak Avrupa için ortaya konulan hedefe ulaşmak için bunun yanında rüzgâr enerjisi, güneş enerjisi, biyokütle ve nehirlerin su gücünden de elektrik üretilmesi gereklidir. Bu amaçla, bu enerjilerin mevcut olan kullanımı beş katına çıkarıl¬mak zorundadır.
Bu hedefi gerçekleÅŸtirmek amacıyla Avrupa Ko¬misyonu, “İklim DeÄŸiÅŸikliÄŸinin Enerji Politikası Yö¬nü” adlı tebliÄŸinde çeÅŸitli enerji politikası önlemle¬ri sunmuÅŸtur. Bu önlemlerde yenilenebilir enerji kaynaklan önemli bir role sahiptir. Yenilenebilir Enerji Kaynaklarına Öncelik Tanıma Yasasının (Ye¬nilenebilir Enerji Kaynakları Yasası) amacı bu he¬deflere ulaşılmasına yardımcı olmak ve Avrupa Bir¬liÄŸi’nin ‘Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Öne Çıkması İçin Kampanya’ programını uygulamaktır. Dünya atmosferindeki ısınmayla ilgili gittikçe artan meteorolojik kanıtlar ve tüm dünyada artan doÄŸal fe¬laketler göz önüne alındığında, çevrenin korunması ve küresel ısınmanın kontrolü üzerine yasal önlem¬ler alınması zorunludur.
Bugün, pek çok yenilenebilir enerji kaynağı bulunmasına karşın, bunlann kullanımı ne eÅŸit biçimde dağılmıştır ne de yeterlidir. Kayda deÄŸer iktisadi po¬tansiyellerine karşın, istatistiklerce tanımlanan yurt içi brüt enerji tüketiminde son derece düşük bir pa¬ya sahiptirler. Enerji ihtiyaçlarının daha büyük bir bölümünü yenilenebilir enerji kaynakları ile karşıla¬mayı baÅŸaramazsak iki sonuç ortaya çıkacaktır; bir yandan hem Avrupa hem de uluslararası seviyede çevre koruma ve küresel ısınma konularındaki yükümlülüklerimizi yerine getirmemiz çok daha zorla¬şacak, diÄŸer yandan da ekonomik kalkınmayla ilgili çok önemli fırsatlar kaçıracağız. Yenilenebilir ener¬ji kaynaklan yerli kaynaklardır ve enerji ihracatının azaltılmasına yardımcı olurken, enerji tedarikini de daha güvenilir kılacaklardır. Avrupa BirliÄŸi hâlen enerji tüketiminin yaklaşık % 50’sini karşılamak için enerji ithal etmektedir ve yenilenebilir enerji kaynakları kullanılmadığı takdirde bu miktarın 2010 yılında % 60′a, 2020 yılında ise %70′e yükselme tehlikesi mevcuttur.
Yenilenebilir enerji kaynaklarının daha fazla kullanılması, özellikle küçük ve orta ölçekli yatırımlar sektöründe yeni iÅŸ alanları yaratacaktır, ki bu sektör Federal Almanya Cumhuriyeti’nin ekonomik yapı¬sında çok önemli bir role sahiptir. Küçük ve orta ölekli yatırımlar sadece iÅŸ alanları ve ticaret için önemli bir unsur deÄŸil, aynı zamanda da metal en¬düstrisi, elektrik mühendisliÄŸi, makine mühendisli¬ği, ekipman mühendisliÄŸi, yapı malzemeleri endüst¬risi gibi çok çeÅŸitli endüstri alanlarına da güç kata¬caktır. Bu Yasa’nın kabul edilmesiyle beraber biyokütleden elektrik üretiminin teÅŸvik edilmesi aynı za¬manda tarım sektöründeki ekonomik iyileÅŸmeye önemli bir hız ve güç katacaktır. Dahası, yenilenebi¬lir enerji kaynaklarının üretilmesi ve kullanılması bölgesel seviyede sürdürülebilir kalkınmaya katkıda bulunacaktır ki bu kalkınma da Topluluk içindeki sosyal ve ekonomik birliÄŸin geliÅŸmesine yardımcı olacak ve Federal Almanya Cumhuriyeti içerisinde¬ki yaÅŸam ÅŸartlarını uyumlu hâle getirecektir.
Üç Avrupa ülkesinde - Almanya, Danimarka ve İspanya - yenilenebilir enerji kaynaklarından üreti¬len elektriÄŸin azami ücretlerle ÅŸebekelere girmesi için ulusal yasalar çıkartılmaktadır. Bu ulusal yasalar ile Avrupa BirliÄŸi, bugün dünya piyasasına en yeni teknolojileri sunan rüzgâr türbini üretim en¬düstrisinin ortaya çıkışına ÅŸahit olmuÅŸtur. Bu aynı zamanda asgari fiyat sisteminin üretimi sekteye uÄŸratacağı yönündeki düşüncelerin de yanlış olduÄŸunu kanıtlamıştır. Çünkü yukarıda adı geçen üç ülkede de rüzgâr enerjisi dönüştürücülerinin tanıtımı yasayla garanti edilen asgari fiyatlar üzerine kurulmuş¬tur. Bu, bir piyasa kalkınmasını teÅŸvik etmiÅŸtir -özellikle rüzgâr enerjisi sektöründe - ve bu da, sade¬ce Almanya’da 20.000′den fazla insana iÅŸ imkânı sunan ve ciddi ihracat fırsatları olan etkin bir endüst¬ri ortaya çıkarmıştır. BirleÅŸik Ölçekli ekonomilerin ve rüzgâr enerjisi dönüştürücüsü üreticileri arasın¬daki küresel rekabet sonucunda reel karşılık bedelle¬rinin yanı sıra üretim maliyetleri de 1991 yılından bu yana % 50 oranında baÅŸarılı ÅŸekilde düşürülmüş¬tür. Teknolojik ilerleme sayesinde dünya piyasasın¬da gittikçe büyüyen bir talep vardır ve önümüzdeki on yıl içerisinde tek başına rüzgâr enerjisi dönüştü¬rücülerine yönelik talep 100.000 megavatın üzerine çıkabilir. Bu geçmiÅŸine raÄŸmen yenilenebilir enerji kaynaklarının piyasaya giriÅŸinin endüstri politikası yönünden taşıdığı önem küçümsenmemelidir. Çün¬kü küresel iklim sorunları açısından bakıldığında, tüm dünyada gittikçe büyüyen bir talep olacağını düşünmek yanlış olmaz. Yenilenebilir Enerji Kay¬nakları Yasası’nın, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanıldığı diÄŸer sektörler üzerindeki etkisi, rüzgâr enerjisi sektörü üzerinde yaratacağı etki ile benzer olacaktır.
GeçmiÅŸte, l Ocak 1991 tarihinde yürürlüğe giren Yenilenebilir Enerji Kaynaklarından Åžebeke Besleme Kanunu (Stromeinspeisungsgesetz für Erneuerbare Energien) yasada be¬lirlenen ödeme bedellerini olanaklı kıldığı için rüzgâr enerjisi sektörüne önemli bir güç katmıştır. 1999′un sonunda, yani Yasa’nın yürürlüğe girmesinden do¬kuz yıl sonra, Yasa’nın kapsadığı bölgenin yerleÅŸik kapasitesi 4.400 megavata ulaÅŸtı ki bu miktar tüm dünyadaki yerleÅŸik kapasitenin yaklaşık üçte birini oluÅŸturmaktaydı. Bu Yasada ortaya koyulan beÅŸ megavatlık kapasite sınırının altındaki hidrodinamik enerji santralleri için belirtilen ödeme yapma oran¬ları ekonomik iÅŸletimlere izin verecek yeterlilikte¬dir. Ancak bu Yasa, rüzgâr enerjisinin kullanımıyla karşılaÅŸtırılabilecek mevcut potansiyelin kullanımını beraberinde getirmemektedir çünkü bu Yasanın çerevesi dışında kalan ruhsatla ilgili pek çok engel vardır. Bu yasa en azından, bu yasanın yürürlüğe girmesinden önce tehlike altında olan potansiyel hidroelektrik enerji santrallerinin istikrar kazanma¬sına yardımcı olmaktadır. Ancak ödeme bedelleri diÄŸer kaynaklardan, özellikle fotovoltaj hücrelerinden ve biyokütleden üretilen elektriÄŸin piyasaya büyük oranda girmesini teÅŸvik edecek yeterlilikte deÄŸildir. Bu nedenle ödeme fiyatları, Elektrik Yükleme Yasa-sı’nın yerini alan Yenilenebilir Enerji Kaynaklan Yasası’nda, her türlü yenilenebilir enerji kaynağın¬dan büyük oranda elektrik üretilmesini desteklemek amacıyla, deÄŸiÅŸtirilmiÅŸtir.
Bunun yanında Yenilenebilir Enerji Kaynakları Yasası’nın benimsenmesi baÅŸka nedenlerden dolayı da gerekli hâle gelmiÅŸtir:
* Mevcut ödeme bedellerinin enerji oranlarıyla eÅŸleÅŸtirilmesi, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının kesilmesi riski olmadan daha fazla sürdü¬rülememekteydi. Tamamen liberalleÅŸmiÅŸ piyasalar ile hâlen koruma altında olan diÄŸerleri arasında kar¬şılıklı münasebet ÅŸartları olmadan Avrupa BirliÄŸi’nîn çeÅŸitli ulusal elektrik piyasalarındaki liberal¬leÅŸmenin eÅŸ zamanlı gerçekleÅŸmemesi; bölgesel te¬keller döneminde risk olmadan yaratılmış olan ve artık iptal edilmiÅŸ kapasitenin çokluÄŸu, elektrik üre¬timi, nakli ve dağıtımının birbirinden ayrılmasının uygulanamıyor olması gerçeÄŸi; yatırım kararı verir¬ken vergiden muaf nükleer zahirelerini (bugün 7 milyar Alman Markı’nın üzerinde) kullanabiliyor olmalarından dolayı Alman kamu hizmet ÅŸirketleri¬nin kullandığı rekabet avantajları dolayısıyla, elekt¬rik piyasasında, elektrik gücü tedarikine ait orta ve uzun vadeli maliyetleri yansıtacak bir fiyatın yerleş¬mesi mümkün görünmemektedir. Bu nedenle de, ge¬rekliliÄŸi inkar edilemez olan yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının devamlı ÅŸekilde artışını korumak üzere yenilenebilir enerji kaynaklan için sabit ücretlerin belirlenmesi gereklidir.
• Hâlen yürürlükte olan ” Yenilenebilir Enerji Kaynaklarından Åžebeke Besleme Kanunu “, ödeme yapmakla yükümlü kamu hizmeti ÅŸir¬ketleri arasında yüklerin eÅŸitsiz dağılımına neden oldu. 1998′deki yasa deÄŸiÅŸikliÄŸiyle getirilen, ÅŸe¬bekeye yüklenebilecek elektrik miktarının üst li¬mitlerinin düzenlenmesi gereklidir çünkü bu üst sınırla kuzey Almanya bölgesindeki rüzgâr enerji¬si kullanımı piyasaya girecek noktaya gelmiÅŸtir. Bu nedenle Yenilenebilir Enerji Kaynaklan Yasa¬sı’nın amacı bu üst sınırı iptal ederken, ekstra maliyetleri tüm kamu hizmeti ÅŸirketleri arasında eÅŸit ÅŸekilde dağıtacak, bürokratik olmayan bir meka¬nizma getirmektir.
• Eski ” Yenilenebilir Enerji Kaynaklarından Åžebeke Besleme Kanunu “, üretim yapabile¬cek kamu hizmeti ÅŸirketlerini, bölgesel ÅŸebeke operatörlerini ve dağıtımcıları hedef aldığı için ve yeni enerji yönetimi yasasından dolayı hem ÅŸebe¬keye yüklenecek elektriÄŸin alıcısının hem de öde¬me yapmakla yükümlü olan ÅŸirketin yeniden tanımlanması gereklidir.
Yenilenebilir Enerji Kaynaklan Yasası’nda belirlenen ödeme düzeni, Elektrik Yükleme Yasası’nda getirilen sistematik yaklaşıma, Avrupa Komisyo¬nu’nün “Gelecek için enerji: Yenilenebilir Enerji Kaynakları” üzerine Beyaz Sayfa’da sunduÄŸu öneri¬lere ve Avrupa Parlamentosu tarafından benimsenen ilgili önergelere dayanmaktadır. Yenilenebilir Ener¬ji Kaynakları Yasası’nda tanımlanan ödeme bedelle¬ri bilimsel çalışmalarla belirlenmiÅŸtir. Bu oranlar, geliÅŸkin teknoloji ve belirtilen coÄŸrafi bölgedeki do¬ğal yenilenebilir enerji kaynaklarına dayanan bir te¬sisin etkili bir yönetimle hesaplı ÅŸekilde iÅŸletilmesi¬ni mümkün kılmalıdır. Ancak belirli bir tesise ait maliyetlerin karşılanacağı garantisi yoktur.
Bazı durumlarda, yenilenebilir enerji kaynakları¬nın üretim maliyeti hâlâ konvansiyonel enerji kay¬naklarının üretim maliyetlerinden çok daha yüksek olabilmektedir. Bunun en büyük nedeni konvansiyonel enerji kaynaklarından elektrik üretimine ait dış maliyetlerin sahip olduğu oranın fiyatlara yansıtılmamasıdır. Ve bu maliyetler halka ve gelecek nesillere kalacaktır. Bunun yanında konvansiyonel enerji kaynaklan, fiyatları suni olarak düşük tutan yüksek devlet desteğinden de hâlen yararlanmaktadır. Mali¬yetlerin daha yüksek olmasının bir başka nedeni de yeni teknolojilerin yapısal farklılıklarıdır. Daha dü¬şük olan pazar payları, ölçek ekonomisinin etkili ol¬masına izin vermemektedir. Düşük üretim değerleri, yüksek birim maliyetine yol açarken, rekabeti azal¬tır ve bu da bir kısır döngü gibi üretim değerlerinin yükselmesini engeller.
Bu nedenle, bu yasanın amacı sadece mevcut kuruluÅŸların iÅŸletimlerini korumak deÄŸil, aynı zamanda da bu kısır döngüyü kırmak ve yenilenebilir enerji kaynaklanndan elektrik üretiminin tüm alanlarında dinamik bir geliÅŸmeyi teÅŸvik etmektir. Dış maliyetleri kapsamayı amaçlayan önlemlere baÄŸlı olarak, bu ücretleme sisteminin amacı yenilenebilir enerji kay¬naklarının rekabet gücünü konvansiyonel enerji kaynaklarına yaklaÅŸtırmaktır. Teknolojik verim açı¬sından temel geliÅŸmeleri desteklemek için Yenilene¬bilir Enerji Kaynaklan Yasası’nda belirtilen ödeme oranları enerji kaynağına, yerine ve tesisin boyutuna göre deÄŸiÅŸmektedir. Bu oranlar zaman içerisinde dü¬şecek ve sınırlı bir süre için etkisini sürdürecektir. Her iki yılda bir fiyatların yenilenmesi, oranların sü¬rekli olarak güncelleÅŸeceÄŸini garanti ederken, kısa aralıklarla pazar ve maliyet eÄŸilimlerini de yansıta¬caktır.
Almanya Parlamentosu ve Federal Alman Hükü¬meti, Avrupa Adalet Divanının yerleşmiş tavrı ile uyumlu biçimde, Yenilenebilir Enerji Kaynaklan Yasasının, Avrupa Topluluğunu Kuran Anlaşmanın 87. maddesince tanımlandığı gibi bir Üye Devletten ya da devlet kaynaklarından alınan yardım sayılmadığı kanısındadır.
Madde 87 ECT’deki tanıma göre Avrupa Adalet Mahkemesi, AnlaÅŸma’da tanımlandığı ÅŸekilde dev¬let desteÄŸi olarak görülebilecek karları sadece - doğ¬rudan veya dolaylı olarak — devlet kaynaklarından edinilen karlar olarak belirlemiÅŸtir. Bu, Yenilenebi¬lir Enerji Kaynaklan Yasası’nı kapsamaz. Bunlar, ne kamu otoriteleri tarafından - doÄŸrudan veya do¬laylı olarak - mevcut kılınan nakit veya ayni karları, ne de kamu sektörüne ait vergi gelirlerinin ve nakit veya ayni ödemelerin kesilmesini içerir. Bunun ye¬rine, Topluluk yasasında ortaya koyulan “kirleten öder” prensibi uyarınca doÄŸrudan mali transferler olarak yapılan ödemeler doÄŸrudan elektrik üretimi maliyetlerini karşılamak için kullanılır. Benzer bir fiyatlandırma düzeninin söz konusu olduÄŸu bir da¬vada, Avrupa Adalet Divanı, bir ürünün satıcısını tü¬ketici pahasına faydalandırma amacıyla belirlenmiÅŸ asgari fiyatların belirgin olduÄŸu bir tedbirin devlet yardımı sayılmayacağını açık biçimde belirtmiÅŸtir.
Ayrıca bu Yasa altında Ödenen bedel terminolo¬jik açıdan devlet desteği olarak tanımlanamaz çünkü yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üreten tesislerin operatörlerine herhangi bir kar verilme¬mektedir. Bu Yasa tersine konvansiyonel elektrik üreticileri karşısında bu tür operatörlerin sahip oldu¬ğu dezavantajları gidermektedir. Geleneksel elektrik üretiminin sosyal ve ekolojik maliyetleri, bu tesisle¬rin operatörleri tarafından değil, halk, vergi ödeyen¬ler ve gelecek nesiller tarafından ödenecektir. Yenilenebilir Enerji Kaynaklan Yasası, bu kaynaklardan elektrik üreten operatörler karşısında konvansiyonel elektrik üreticilerinin sahip olduğu ve sınırlı dış ma¬liyetlere yol açan rekabet avantajını azaltmaktadır.
Konvansiyonel elektrik üretimiyle gelen ekolojik hasarlar nedeniyle, kirleticinin açtığı masraflar üzerine bir ücretleme sisteminin en yasal ve en hak¬lı gerekçelere sahip olduÄŸu alan enerji tedariki alanı¬dır. Emisyonsuz ve sürdürülebilir enerji kaynakları¬nın pazar giriÅŸini destekleyecek ve konvansiyonel enerji kaynaklarının yerini alacak ÅŸekilde hazırlanan Yenilenebilir Enerji Kaynaklan Yasası, tüm enerji tedarikçileri arasında tutarlı ve eÅŸit bir paylaşım sağ¬lar . Bu, çevre koruma için geliÅŸtirilen “kirleten öder” prensibine de uygundur. Bu prensip, EC AnlaÅŸması’nda koyulan ve Madde 6′da ekolojik çıkar¬lara uygun olmayı ÅŸart koÅŸan ana yasanın bir parça¬sıdır.
Yasa’nın ödeme yapmayı öngördüğü Yenilenebi¬lir Enerji Kaynaklan baÅŸka hiçbir yerde daha ucuza alınamaz. Bu nedenle Yasa’da belirlenen ücretleme sistemi, yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilen elektriÄŸin kilovat saatini ‘mal olarak’ yapay biçimde destekleyen bir araç deÄŸildir, tersine bu Yasa’da be¬lirlenen fiyatlar operatörlerin tesislerini en başından hesaplı ÅŸekilde yönetmesine olanak saÄŸlar.
Yenilenebilir Enerji Kaynakları Yasası’nda içerilen baÅŸlıca düzenleyici unsur, yenilenebilir enerji kaynaklanndan üretilen elektriÄŸin, bir takvim yılı içerisinde üretilen elektriÄŸin miktarına baÄŸlı olarak ve satılan toplam elektrik miktannın belli bir oranı¬na göre hesaplanarak satın alınması yükümlülüğüdür. Bu yükümlülükler, genellikle mal hareketinin dış çı¬kartan ciddi risklere attığı ve bu risklerden sorumlu olanlardan, bunları engellemeleri için ihtiyari veya etkili bir faaliyette bulunması beklenmediÄŸi durum¬larda uygulanır. Serbest piyasadaki elektrik tüketimi çevreye ve iklime karşı bu tür riskler taşımaktadır. Bu nedenle Yenilenebilir Enerji Yasası bir koruma standartı olarak da nitelendirilebilir. Bu tür standart¬lar büyük çoÄŸunlukla devlet yardımı sayılmadan kullanılmaktadır. ÖrneÄŸin, ergenlere alkol satışının yasak oluÅŸu, alkolsüz içecekler için devlet yardımı sayılmaz. Daha yüksek üretim maliyetlerine karşın kurÅŸunsuz benzinin fiyatını sistemli biçimde düşür¬mek de devlet yardımı sayılmaz. Aksine, ‘kirleten öder’ İlkesine dayanan bir satın alma ve yatırım teÅŸvikidir.
Yenilenebilir Enerji Kaynaklan yasasındaki ÅŸart¬lar, Avrupa Parlamentosunun 96/92/EC no’lu Direk¬tifine ve elektrik iç pazarında ortak kurallar konulu 19 Aralık 1996 Konsey Kararının özellikle 3 (2), 7 (5), 8 (3) ve (4). Maddelerine ve ayrıca 11. madde¬sine (3) dayanmaktadır. Ayrıca bu ÅŸartlar, Anayasa¬nın, gelecek kuÅŸaklar için sorumluluk taşıma açısın¬dan, insanın hayatta kalmasının temel taşı oldukları için doÄŸal kaynakların korunmasını içeren 20a Mad¬desini yerine getirmek amacıyla tasarlanmıştır. Son olarak, bu ÅŸartlar, Avrupa TopluluÄŸunu Kuran Anlaş¬manın 2, 6 ve 10. maddelerinde tanımlanan çevre koruma hedeflerini yerine getirmek amacı taşır.

Popularity: 84%

This post was written by:

Küresel ısınma - who has written 221 posts on Küresel ısınma.


Contact the author

Leave a Reply

*
To prove you're a person (not a spam script), type the security word shown in the picture. Click on the picture to hear an audio file of the word.
Click to hear an audio file of the anti-spam word

Sponsor